|
|
|
|

|
|
Arşiv
|
|
12. İMAM HZ. MUHAMMED MEHDİ |
|
İmam Mehdi, Kâim, Hüccet, Bakıyyetullah ve Sahibi Zaman, lakabıyla da tanınan İmam Muhammed Mehdi, İmam Hasan- ül Askeri’nin oğludur. Babasının şehit edilmesinden sonra onun vasiyeti ile 12. İmam oldu. Annesinin adı, Hz. İsa’nin havarisi Şum’un neslinden olan Rum Kayseri’nin oğlu Yuşa’nın kızı Saykal veya Susen adı ile de bilinen Nergis’dir. Başka bir kaynağa göre de annesi bir Cariyedir. Muhtemelen 30 Temmuz 869 tarihinde bir Cuma günü Irak /Samara’da dünyaya geldi. İmam Mehdi rivayetlere göre Samara’da bir mağaraya girerek sır oldu.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
ALEVİ İNANCINDA BAZI KAVRAMLAR |
|
ÜÇLER : Hakk-Muhammed-Ali’dir. Başka bir deyimle Allah, Hz. Peygamber ve Şah-i Merdan Ali’dir.
BEŞLER : Ehli Beyt’tir. Hz. Muhammed’in ailesi anlamına gelir. 1- Hz. Muhammed, 2- İmam Ali, 3- Ana Fatma, 4- İmam Hasan ve 5- İmam Hüseyin olmak üzere toplam 5 kişidirler.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
11. İMAM HZ. HASAN-ÜL ASKERİ |
|
İmam Askeri lakabıyla da tanınan İmam Hasan- ül Askeri, İmam Ali – el Naki’nin oğludur. Babasının şehit edilmesinden sonra onun vasiyeti ile 11. İmam oldu. Annesinin adı Hunes’dir. Muhtemelen 27 Ekim 846 veya 2 Aralık 846 tarihinde Medine’de dünyaya geldi. İmam Askeri de diğer ataları gibi bilge bir İmam ve halk üzerinde ciddi bir etkisi olduğu için, 27 Eylül 873 veya 2 Ocak 874 tarihinde onu kendine bir tehlike gören Abbasi Halifesi Mütamid tarafından zehirlenerek (1) şehit edildi. Kabri babası İmam Naki’nin türbesinin yanında, Irak /Samara kentindedir.
İmam Askeri’nin İmamet döneminde uzunca süre Ehli Beyt bendeleri ile İmamın görüşmesi Abbasi Halifesi tarafından yasaklanmıştı. Sadece çok özel durumlarda görüşme olanakları vardı. Zaten Ehli Beyt’e bağlı olan önemli Alim ve şahsiyetler de ya göz hapsindeydiler, ya da çevreleri ile diyalogları yasaklanmıştı (2).
|
|
Devamını oku...
|
|
|
10. İMAM HZ. ALİ- EL NAKİ |
|
İmam Hadi lakabıyla da tanınan İmam Ali - El Naki, İmam Muhammed Taki’nin oğludur. Babasının şehit edilmesinden sonra onun vasiyeti ile 10. İmam oldu. Annesinin adı Semmane’dir. Muhtemelen 27 Ekim 827 veya 16 Eylül 829 tarihinde Medine’de dünyaya geldi. İmam Naki de diğer ataları gibi bilge bir İmam ve halk üzerinde ciddi bir etkisi olduğu için, 28 Haziran 868 tarihinde onu kendine bir tehlike gören Abbasi Halifesi Mutazz tarafından zehirlenerek (1) şehit edildi. Kabri Irak / Samara kentindedir.
İmam Naki, yaşamı içerisinde Abbasi Halifelerinden 7 tanesini (Me'mun, Mu'tasım, el- Vasık, Mütevekkil, Muntasir, Mustain ve Mu'tazz) gördü.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
EHL-İ BEYT VE 12 İMAMLARIN SECERESİ |
-
20 Nisan 570 : Hz. Muhammed Miladi tarihe göre Pazartesi günü sabaha karşı Mekke’de dünyaya geldi. (Kaynak: M.A. Balaban) (Bazı kaynaklar doğum gününde birleşmelerine rağmen, doğum yılını 571 olarak belirtirler) Baba adı Abdullah, Anne adı Amine’dir. Kureyş Kabilesinden ve Haşimi soyundandır. 8 Haziran 632 tarihinde Medine’de 63 yaşında Hakk’a yürüdü (vefat etti).
|
|
Devamını oku...
|
|
|
9. İMAM HZ. MUHAMMED TAKİ |
|
İmam Cevad ve İbni Rıza lakabıyla da tanınan İmam Muhammed Taki, İmam Hulki Ali Rıza’nın oğludur. Babasının şehit edilmesinden sonra onun vasiyeti ile 9. İmam oldu. Annesinin adı Ümmü Velat’dır. Muhtemelen 11 Nisan 811 tarihinde Medine’de dünyaya geldi. İmam Taki de diğer ataları gibi bilge bir İmam ve halk üzerinde ciddi bir etkisi olduğu için, 25 Kasım 835 tarihinde onu kendine bir tehlike gören Abbasi Halifesi Mu'tasım'ın tarafından, eski Halife Memun'un kızı olan hanımı Ümm-ü Fazl aracılığı ile zehirlenerek (1) şehit edildi. İmam Taki, 12 İmamlar içinde, iktidarı ellerine geçiren Halifelerin tahriki ile hanımları aracılığı ile zehirletilerek şehit edilen 2. İmam’dır (2). Kabri Irak / Kazimeyn’de, Dedesi İmam Musa-i Kazim’ın yanıbaşında Kureyş mezarlığındadır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
8. İMAM HZ. HULKİ (ALİ) RIZA |
|
İmam Hulki Rıza lakabıyla tanınan İmam Hulki Ali Rıza, İmam Musa-i Kazım’ın oğludur. Babasının şehit edilmesinden sonra onun vasiyeti ile 8. İmam oldu. Annesinin adı Necibe’dir. Muhtemelen 29 Aralık 765 tarihinde Medine’de dünyaya geldi. İmam Hulki Rıza da diğer ataları gibi bilge bir İmam ve halk üzerinde ciddi bir etkisi olduğu için, 24 Ağustos 818 tarihinde onu kendine bir tehlike gören Abbasi Halifesi Memun tarafından zehirlenerek şehit edildi. Kabri İran’ın şimdi Meşhed denilen Tus kentindedir.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
İmam Musa-i Kazim, İmam Cafer-i Sadık’ın oğludur. Muhtemelen 8 Kasım 745 tarihinde Medine’de doğdu, 1 Eylül 799 tarihinde 55 yaşında Abbasi Halifesi tarafından Bağdat'ta "Sindi bin Şahik" hapishanesinde (1) zehirletilerek (2) şehit edildi. Annesinin adı Hamide’dir. Kabri Irak / Kazimeyn’de, Kureyş mezarlığındadır. Babasının şehit edilmesinden sonra onun vasiyeti üzerine İmamet makamına ulaştı. Abbasi halifelerinden, Mansur, Hadi, Mehdi ve Harun el Reşit’in zamanlarında yaşadı.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
6. İMAM HZ. CAFER-İ SADIK |
|
İmam Sadık lakabıyla bilinen İmam Cafer bin Muhammed, İmam Muhammed Bakır’ın oğludur. Annesinin adı Necibe’dir. 23 Mayıs 699 tarihinde Medine’de dünyaya gelmiştir. Abbasi halifesi Mansur'un emriyle 10 Mart 765 veya 22 Ocak 766 tarihinde zehirletilerek şehit edildi. Kabri Medine / Baki mezarlığındadır. (1)
İmam Sadık’ın imameti döneminde Emevi devletinde zulüm, keyfi uygulamalar ve iç hesaplaşmalar iyice kontrol dışına çıktığından ülkenin pek çok yerinde isyanlar baş göstermiş, özellikle Acem ve Türki bölgelerde isyanın boyutu büyüyerek nihayet 750 yılında iktidar değişikliğine sebebiyet vermiştir. İç savaşlar ve kamplaşmalar döneminde İmam Cafer Sadık, Ehli Beyt’in faziletlerini rahat aktarma olanakları bulmuş, irfan okullarında bir kısmı sonradan çok ün yapan binlerce talebe yetiştimiş, bunların bir kısmını da irfan yayıcılar olarak başka bölgelere göndermiş, ilim ve irfanı yerinde alamayan insanalrın bizzat ayağında giderek İslam ve Ehli Beyt faziletlerini aktarmıştır (2). Bu gelenek giderek Seyyitlerin (Dedelerin) taliplerini yerlerinde ziyaret etme ve dini sorumluluklarını onlara kendi mekanlarında sunma olanağı yaratmaya dönüşmüştür.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
5. İMAM HZ. MUHAMMED BAKIR |
|
İmam Muhammed bin Zeynel Abidin’in lakabı Bakır'dır. Bakır, Peygamber tarafından kendisine verilen lakaptı ve ilimleri yarıp açan anlamına gelir (1). Babası İmam Zeynel Abidin, Annesinin adı Fatma’dır. 16 Aralık 676 veya 10 Nisan 677 tarihinde Medine’de dünyaya gelmiştir. Kerbela vakası olduğu zaman küçük bir çocuktu. Emevi halifesi Hişam'ın kardeşi oğlu İbrahim bin Velid bin Abdulmelik'in emri ile 28 Ocak 733 veya 28 Mart 733 tarihinde zehirletilerek (2) şehit edildi. Kabri Medine / Baki mezarlığındadır.
Onun devrinde bir yandan Emevi zulümleri, İslam topraklarında doruğa ulaşmıştı, diğer yandan da Ümeyye oğulları arasında çeşitli anlaşmazlıklar meydana gelmişti. Bu anlaşmasızlıklardan dolayı iktidar iç çelişkilerle meşgul olduğundan Ehli Beyt taraftarları üzerinde kurduğu zulüm kısmi olarak zayıflamıştı. Bundan dolayı Ehli Beytin faziletlerini dışarıya aktarma olanağı doğmuş ve İmam bunu iyi değerlendirerek çok geniş kimselere aktarmıştı.
İmam Bakır özellikle Hadis ve tevsir konularında ciddi kaynak derlemesi yapmış ve bunu çevresi ile paylaşmıştır. Onun Hadis ve Kuran kaynak çalışmaları çok geniş kitlelere ve coğrafyaya yayıldığından Emevi Devletinin yıkılmasının alt yapısında ciddi bir etki yaratmıştır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
4. İMAM HZ. ZEYNEL ABİDİN |
|
Hz. Hüseyin'in oğlu olan İmam Zeynel Abidin, ayrıca İmam Seccad lakaplarıyla da tanınır. Muhtemelen 10 Ocak 659 tarihinde Medine’de doğmuştur. Annesi Şehriban İran şahı Yezdgird'in kızıdır. Hz. Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin ağır hasta olduğu için Kerbelâ’da savaşa katıl(a)madı. Diğer 3 kardeşi Kerbela vakasında şehit olmuştu (1). Ancak bu onun savaşa katılmasının önünde engel değildi. İmametin devamı için Ehli Beyt soyundan birinin hayatta kalması gerekiyordu ve bunun için Hz. Hüseyin’in isteği ile savaşa sokulmadı. Hz. Hüseyin’in şehadetinden sonra Yezid orduları çadırlara saldırdı ve hem çadırları talan etmeye, hem de yakmaya başladılar. Bu arada Hz. Hüseyin’in neslini kurutmak için askerler onu da bulmak ve öldürmek istiyorlardı. Annesi Şehriban ve diğer Ehli Beyt kadınları, Hz. Hüseyin’in ’’ İmametin devamı vasiyetini’’ bildikleri için onu hep birlikte eteklerinin altına saklayarak ilk saldırılardan kurtardılar. Daha sonra askerler talan derdine düştükleri için İmam kurtuldu. Muharrem yası sonrası Alevilerin Kurban kesmelerinin nedeni, Hz. Zeynel Abidin’in hayatta kalmasıdır. Bunun için ’’Allaha Şükür niyetine’’ kurban kesilir, dua edilir. Diğer yaygın inanca göre de, Muharrem sonrası Kurban kesilmesinin sebebi Kerbela şehitlerinin cesetlerinin gömülmesi ve yerlerinin tesbit edilmesidir. Çünkü Yezid orduları Çadırları talan ettikten ve ateşe verdikten sonra, Yezid’in komutanlarından ödül almak için bazı Şehitlerin başlarını keserek beraber götürdüler. Cesetler atların ayakları altında çiğnendikten sonra ortada öylece bırakıldı. Allahın hikmeti ile ertesi günü İmam Zeynel Abidin gelip tüm cesetleri teşhis ettikten sonra, yardıma gelen Beni Esed aşireti mensupları ile birlikte şehitlerin cesetleri defn edildi. Ancak bir türlü tekrar yakalandı ve diğer Kerbela şehitleri ve harem esirleriyle birlikte Şam'a gönderildi.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
KISACA 12 İMAMLAR. - 3. İMAM HZ. HÜSEYİN (3) |
|
3. İMAM Hz. HÜSEYİN
Hz. İmam Hüseyin, Hz. Ali’nin ve Peygamberin kızı Hz. Fatıma'nın 2. oğludur. 25 Şubat 625 tarihinde Medine’de dünyaya geldi. Ağabeyi İmam Hasan Mücteba şehit olduktan sonra onun vasiyeti üzerine İmamet makamına geçti. Hz. Hüseyin, yaklaşık 6 aylık bir süre dışında, Muaviye'nin hilafetinin zor koşulları altında, acılar ve en ağır baskılar altında on yıl imamet etti.
Muaviye’nin döneminde, İslamın dini kuralları toplumda değerini kaybetmiş, hükümetin istekleri, İslam dini adı altında yeniden bezenerek büyük yanlışlıklara büründürülmüştü. Muaviye bir yandan bütün yollara baş vurarak Ehli Beyt'i ve bendelerini ezip, Hz. Ali'nin ismini yok etmek isterken, diğer yandan da alttan alta oğlu Yezid'in hilafetin koşullarını oluşturmaya, hilafetine razı olmayacak kesimler üzerinde büyük baskılar oluşturmaya başlamıştı. Üzerinde baskı oluşturulan kişilerden biri de İmam Hüseyin’di.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
İmam Müçteba (seçkin, seçilmiş)ismi ile de çağrılan Hz. Hasan, Peygamberin kızı Hz. Fatıma'nın ve Hz. Ali’nin büyük oğludur. 11 Nisan 624 tarihinde Medine'de dünyaya gelmiştir. Hz. Peygamber torunları için "Hasan ve Hüseyin benim oğullarımdır" buyurmuştur. Bundan hareketle Hz. Ali diğer çocuklarına "Siz benim oğullarımsınız. Hasan ve Hüseyin de Peygamberin oğullarıdır." demiştir. (1)
Babası Hz. Ali şehit olunca, onun vasiyeti ile İmamet ve Hilafet makamlarını üstlendi. Bu süre içinde Ehli Beyt’e aşırı düşmanlık güden ve yıllarca hilafet için savaşan Muaviye ile savaşmak durumunda kaldı. Muaviye, 3. Halife Osman’ın asiler tarafından katledilmesini bahane ederek, ama gerçek niyeti Halife olmak istediği için daha önce Sıffeyn Savaşında da Hz. Ali’ye karşı savaşmıştı. Ancak Hz. Hasan’ın bazı ordu komutanları Muaviye tarafından rüşvet karşılığında Hz. Hasan’a karşı cephe almaya başladılar. (2)
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Kazım Balaban
GAZETECİ - YAZAR
Hz. Ali, Milâdi takvime göre 21 Mart 598'de (bazı kaynaklara göre 21 Mart 599 da) Mekke / Kabe’de doğmuştur. 24. 01. 661 tarihinde ise, Abdurrahman İbni Mülcem-i Murâdî adlı bir Harici tarafından zehirli bir kılıçla şehit edilmiştir. (Kimi kaynaklar Hz. Ali’nin şahadetini 28 Ocak 661 olarak açıklarlar) Kabrinin Necef’de olduğu sanılıyor. Asıl adı Abd’ül Menaf’tır. (1)
Hz. Ali’yi şehit eden bir Harici’dir. Hariciler, Hz. Ali taraftarları içinden çıkan bir guruptur. Hz. Ali Halife olduktan sonra ona başkaldıran ve onu tanımayan Muaviye ile Hz. Ali arasında çeşitli ihtialflar çıktı. Kılıç zoru ile müslüman olanlardan olan Muaviye eskiden beri kin güttüğü ve fırsatlar kolladığı Hz. Ali’ye karşı Osman’ın öldürülme olayını bahane ederek savaş açtı. Sıffeyn savaşı denilen bu savaşı Hz. Ali kazandı. Ancak Muaviye hile ile başka çelişkiler yarattı ve Hz. Ali taraftarları arasında huzursuzluklar çıkarttı. Bu huzursuzluklar sonucu Hz. Ali taraftarları içinden çıkan Harici’ler hem Hz. Ali ve hemde Muaviye’nin ortadan kaldırılmasını planlayarak Hz. Ali’yi şehit ettiler. Muaviye ise yaralı kurtuldu.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Düştü Hüseyin atından Sahra-i Kerbela´ya,
Cibril koş haber ver Sultan-ı Enbiyaya...
(Türkçesi) Hüseyin atından Kerbela sahrasına düştü
Cebrail koş haber ver kainatın sultanına.
(Burada kainatın sultanı olarak kast edilen Hz. Muhammed’dir)
(16 YY. Yaşamış Fuzuli’nin Divan edebiyatından)
Hz. Muhammed´in VEDA HUTBESİ´nde (23 Şubat 632) Müslümanlara emanet ettiği EHL-İ BEYT ( Hz Muhammed ve Ailesi) mensubu Hz. Hüseyin´in Hicri takvimine göre Muharrem ayının 10. gününde Kerbela´da katledilmesinin yıldönümlerinde Anadolu Alevi inancına mensup insanlar Aşure çorbası pişirir ve bunu Kapı /Komşuya dağıtırlar.
|
|
Devamını oku...
|
| |
|
|
ANADOLU ALEVİLERİNİN TARİHİ |
|
|
ANADOLU İNANÇ ve KÜLTÜR... |
|
ANADOLU İNANÇ ve KÜLTÜR TARİHİNDE SEYYİD BATTAL GAZİ KÜLT KİMLİĞİ
Yağmur SAY
Emeviler döneminde Anadolu'da Bizans'a karşı yapılan savaşlarda ün kazanmış, Müslümanlar ve özellikle Alevi-Bektaşi Türkler arasında büyük bir gazi-velî kimliğiyle yüceltilip, destan kahramanı yapılmış "Müslüman Emîr" , “Gazi-Evliya” olarak adlandırılabilecek Battal Gazi'nin tarihsel kimliğiyle, söylencelere dayanan edebî ve efsanevî kimliği bilimsel çalışmalarda dahi birbirine karışmıştır. Anadolu'da gerçek tarihî kişiliğine oranla efsanevî kimliği daha geniş bir etkiye sahip olan Battal Gazi, Endülüs'den Orta Asya'ya kadar bütün İslam uluslarının ortak malı haline gelmiştir. Tarihî kaynaklarla efsanevi kaynakların iç içe girmesinden dolayı oluşan karmaşaya rağmen, Battal Gazi'nin gerçek kimliğiyle efsanevî kimliğini birbirinden ayrı olarak ele almak gerekir.
Devamını (PDF/Adobe Acrobat) oku...
|
|
|
Üniversiteyi Kazanan Yeni Öğrenciler... |
|
Üniversiteyi Kazanan Yeni Öğrenciler Kendilerini Yeni Döneme Hazırlamalıdır
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova Üniversitesi,
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
ÖSS sonucuna göre üniversiteye yerleştirilen yeni üniversite öğrencilerini kutluyor ve üniversite hayatına hoş geldiniz diyorum.
Üniversitelerimizde ne üniversite tarihi ve kültürünün tanıtımı, ne de üniversiteye uyum programının uygulanmadığı bilinmektedir. Yine öğrencilerimizin çoğunluğunun da üniversite okuyacak düzeyde lise eğitiminde yeteli olgunluğa erişmediği bilinmektedir. Uyum programları veya üniversite ortamına hazırlık süreçleri uygulanamadığı için üniversite atmosferi ve üniversitelik bilinci öğrenci öğrencinin kafasında yeterince gelişmiyor. Bütün bunların sonucunda doğal olarak üniversite lisenin bir devamı gibi algılanıyor ve sonuna kadar da böyle devam ediyor. Üniversite hayatını yakından izleyen ve üniversitelilik bilincinin yeterince gelişmediği ülkemizde öğrencilerimizin başlangıçta kendilerini yeni döneme nasıl hazırlamaları gerektiği konusunda, kendilerine ileride büyük yarar sağlayacağını düşündüğüm bazı tespitlerim ve önerilerim olacaktır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Öğretim Üyesi ya da Bilim İnsanı Kimdir? |
|
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ
Mesleğe yeni başlayan genç bilim adamları için örnek bilim adamı Prof. Dr. Mahmut Sayın’a atfen
ÖZET
Uzun zamandır ülkemizin eğitim sorunlarını yurttaş bilinci ile bütünsel olarak işlemeye çalışıyorum. Bu süreçte, değişik üniversitelerden çok sayıda öğretim üyesi ve Lisans üstü öğrencilerin bana en çok sordukları soru, bilim insanını tanımlar mısınız? Bilim insanı kimdir?
Ülkemiz yüksek öğretimin temel sorunlarından biri de nitelikli bilim adamı sorunudur. Bugün üniversitelerdeki ciddi verimsizliğin temel nedeni bilim adamı yetiştirme ve belirleme yönteminin ciddi ölçütlerinin olmamasından kaynaklanmaktadır. Dünyanın hiçbir ülkesinde görülmeyen şekilde kendi çiftliğinden başka hiçbir üniversite atmosferini teneffüs etmeyen, diğer bir ifade ile adam sendeci bir yaklaşımla alınan öğretim üyelerinin kendini aşamaması veya bulunduğu ortamın psikolojik baskısına maruz kalması nedeniyle pasif (çekingen) bir bilim adamlığı (boynuz kulağı aşamaz) oluşmaktadır. Bütün bunların sonucunda bilimin ülkemizde istenilen şekilde yeşerememesinin temelinde akademisyenlik bilincinin yani bilim felsefesi, bilim kültürü ve tarihi bilinci yetersizliğinin her geçen gün kendini ciddi şekilde hissettirmesidir. Ülkemizi temsilen yaklaşık 30 ülkede öğrencilik ve araştırmacılık yaptım ve konferanslara katıldım. Açıkçası gelişmiş üniversitelerde gördüğüm bilim adamı portresi ile bizimkisini karşılaştırdığım zaman bağlantı kurmakta zorlandığımı söylemek zorundayım.
Devamını oku...
|
|
|
KURAN VE FATIMİ İSMAİLİLERİN... |
|
Asghar Ali Engineer
KURAN VE FATIMİ İSMAİLİLERİN TAVİL’İ (BATINİ YORUMU)
Kur'an tanrısal, fakat yorumu(tefsir) insanidir. Bundan dolayı çeşitli Kuran ayetlerinin birbirinden farklı yorumları bulunmaktadır. Kuran ayetlerinin yorumundaki farklılıklar daha sonraki bir gelişme değildir; Muhammed Peygamberin dünyadan göçüşünden kısa bir zaman sonra başladı. Peygamberin ileri gelen bir kısım sahabileri birbirinden farklılaşmaya, bozuşmaya başladılar ve zaman geçtikçe bu farklılıklar inançsal görüşlerinde de derinleşti.
Yorum farklılıklarının çok çeşitli nedenleri vardır. Kuşkusuz en başta gelen, anlayıştan doğan farklılıklardı. Herhangi bir metin ve daha çok da simgeselliğe eğilimi olan kutsal metin, bir insanın kendi algılama ve zihinsel kapasitesine bağlı olarak anlaşılır. Ayrıca, bu ayetlerin anlaşılması, insanların kendi kişisel ya da ailesel geçmişine bağlıdır; kabile geçmişinin görgü ve terbiyesi, bağlı bulunduğu topluluğun kendine özgü özellikleri (ethos) dahi önemli bir rol oynayacaktır.
|
|
Devamını oku...
|
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 23 - 44 Toplam: 160 |
|
|
Kimler Online
Şuanda 20 misafir bağlı
|