|
Akşam Gazetesi Alevi derneklerindeki derin bölünme, sandığa da yansıyacak. Taban solda güçbirliği bekliyor. Bu, CHP'nin Alevi toplumundaki ağırlığının güvencesi gibi görülebilir. Ama eskisi gibi oy ambarı olmayacağı kesin. Çünkü Alevilerin arayışı artık merkez sağı, hatta MHP'yi de kapsamına aldı. Cem Vakfı'nın seçimde DYP'ye desteğini açıklaması şaşırtıcı olmaz Alevilerin oyu artık cantada keklik değil Alevilerin deneyimsizlikleri siyaset alanında da yaşanıyor. Köylülükten yeni kurtulmuş bir toplum olarak kentlerde varlıklarını sürdürebilmeleri için siyasetin gerekliliğinin farkına vardılar. Bu toplumun önde gelenleri önce kendilerini ifade edebilecekleri bir parti arayışına girdiler. 1950'lere girerken CHP Aleviler için ilk tercih oldu. Fakat ülkede yaşanan gelişmeler ve CHP'nin o günlerdeki durumu Alevilerin farklı bir yapıya yönelmelerine yol açtı. Tam demokrasi vaadiyle ortaya çıkan Demokrat Parti (DP), Alevileri çabukça etkileyerek yedeğine almayı başardı ve ezici bir çoğunlukla iktidar oldu. DP birkaç Alevi dedesi ile aydınına milletvekilliği yolunu da açmıştı. DP'nin 4 yıllık icraatı Alevi tabanı oldukça rahatsız etti. Atatürk devrimlerine sıkıca bağlı olan Aleviler, DP'nin Cumhuriyet'in temel kazanımlarına ters adımlar atmasına karşı kayıtsız kalmadı. DP VE TBP DÖNEMİ Alevilerin DP ile flörtü kısa sürmüştü. Bir kısmı yeniden eski partisi olan CHP'ye döndü. Yıl 1960'a geldiğinde DP askeri bir darbe ile alaşağı edildi. Bu süreçte, Aleviler yeniden arayışa başladılar. Sonunda kendi partilerini kurma kararı alındı. 1966 yılında bir grup Alevi tarafından Türkiye Birlik Partisi (TBP) kuruldu. 1969'da TBP 8 milletvekili ile parlamentoya adımını attı. Ne yazık ki aydınların bu girişimi talihsiz bir şekilde sonlanıverdi. Çünkü 7 milletvekili, (Malatya milletvekili kısa bir süre sona vefat etmişti) verilen vaatlere kanarak, Süleyman Demirel hükümetine güvenoyu verdi. TBP de bu milletvekillerini ihraç etti. Bu durum Alevi seçmen için önemli bir kırılma noktasıydı. TBP uzun yıllar Sivas milletvekili olarak genel başkan Mustafa Timisi ile Meclis'e girebildi. Aleviler 70'li yıllarda ise Bülent Ecevit'in genel başkan olduğu CHP'de siyaset yapmayı tercih ettiler. O yıllarda Alevi gençleri radikal sol örgütleme içinde aktif olarak yer aldılar. Gençler siyaseti bu yapılanma içinde sürdürmeyi tercih etti. 1980 öncesinde sağ-sol çatışmasının acısını da Alevi toplumu çekti. Maraş, Çorum gibi şehirlerde Aleviler saldırılara uğrayıp öldürüldüler. DARBE NASIL ETKİLEDİ 12 Eylül 1980 askeri darbesi Türkiye'de sol hareketi ve sol düşünceyi geriletmek, yok etmek amacıyla yapılmıştı. Alevi gençleri, bu dönemde büyük acılar çekti. 12 Eylül sonrası dönemde siyaset yeniden kuruldu. Aleviler bu süreçte genellikle sol ve sosyal demokrat partilere oy verdiler. Alevi toplumu yediği darbelerin sorumlusu olarak sağ partileri görüyordu. Alevi toplumu kendisini sol kanada hapsedince iki açmazla karşı karşıya kaldı: Birincisi şuydu; gerek SHP gerek daha sonra kurulan CHP Alevilerin oylarını mecburen kendilerine vereceğini düşünüyordu. Bu yönden bu partilerin yöneticileri, Alevilerin sorunlarına sahip çıkmadılar. Ayrıca Alevi kimliği ile bu partilerden Meclis'e bir milletvekili girmedi. Bu süreç hala devam etmektedir. BUGÜNKÜ DURUM İkinci açmaz ise sağ partilerin 'Aleviler bize oy vermez' diyerek bu toplumun isteklerini görmezden gelmeleridir. Siyasetçilerin soruna sahip çıkmaması yüzünden Alevi aydınlar konuyu gündeme getirme gereğini hissettiler. 1989'daki Alevilik Bildirgesi bu mecburiyetten doğdu. Bugün Alevi toplumunu incelediğimizde Alevi oylarının artık 'çantada keklik' olduğu söylenemez. CHP yine Alevilerin oy vereceği bir parti olmasına karşılık bu partiye desteğin ciddi anlamda azaldığı gözlemlenmektedir. Alevi gençleri yeni arayışlar içindedir. Artık merkez sağ partilere de Alevilerin oy verdiğini bilmekteyiz. Hatta yer yer bazı Alevilerin MHP'ye de oy vereceği tahmin ediliyor. Yaklaşan genel seçimlerde Alevi toplumunun oy verirken artık kendi konumunu da dikkate alacağı kesindir. Derneklerde yapılan konuşmalar, örgütlerin birbirlerinden kalın çizgilerle ayrılmış olmaları da oyların dağılacağını gösteriyor. Cem Vakfı'nın merkez sağda bir partiyi (DYP) destekleyeceğini söylememiz pek şaşırtıcı olmamalıdır. OYLARIN SAHİBİ KİM Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu'nun kendisiyle hareket eden Türkiye'deki derneklerle anlaştığı ve seçim turuna şimdiden çıktığı biliniyor. Bu yapının CHP dışında bir sol oluşumu destekleyeceği konfederasyon başkanı Turgut Öker tarafından defalarca açıklandı. Alevi örgütlülüğünün bu çok başlı ve çok parçalı yapısını tüm siyasi partiler kullanmaya devam ediyor. Böyle bir yapıyı Aleviler ciddiye almıyor. O zaman herkes kendi derdine düşüyor ve ne yaparım da kendimi kurtarırım diyor. Bu da seçimlerde aynı bölgede onlarca aday adayının veya adayın ortaya çıkmasına neden oluyor. Alevi taban, Türkiye'deki gerici gelişmeye karşı solda ciddi bir güçbirliği istemektedir. Genel kanı, bu güçbirliğinin oluşmasında da en büyük görev ve sorumluluğun CHP'ye düştüğü yönündedir. 2002 seçimlerinde böyle bir güçbirliği olmadığı için sandık başına gitmeyenlerin ezici çoğunluğunun Aleviler olduğu da bilinmektedir. CHP bu duyarlılığı gösterdiğinde geçen seçimde oy vermeyenlerin de sandık başına gideceğine kesin gözüyle bakılıyor. OSMANLI SAFEVİ ÇEKİŞMESİ Alevİlİkte, Alevi olmak için Alevi anne-babadan dünyaya gelmek gerektiği tarzında bir yaklaşım vardı. 16. yüzyıla kadar Alevi olabilmek için Alevi ana-babadan doğma koşulu aranmamaktaydı. Ancak İran'da Alevi Türkmen boylarına dayanarak kurulan Safevi Türkmen Devleti ile Sünniliği resmi bir politika haline dönüştüren Osmanlı ile sürüp giden amansız rekabet ve Çaldıran Savaşı'nın sonucu olarak Alevilerin uğradıkları katliamlar; Alevilerle Sünnilerin arasını açtı. Böyle olumsuz bir gelişme Alevileri daha içine kapalı bir toplum haline dönüştürdü. Varlıklarını koruma telaşına düşen Aleviler; Alevi -Sünni evliliklerine karşı tepki gösterdiler ve bu evlilikleri yasaklama yoluna gittiler. Tarihsel süreçte bu düşünce bir inanç kuralı halini aldı. Bektaşilik'te (Babagan kolunda) ise Alevi anne-babadan doğma koşulu yoktur. Bugün ise Alevilikle, Bektaşilik özdeşleşmiştir. Artık eskisi gibi Alevi anne-babadan doğma şartı aranmamaktadır. Ancak bu şart Dede'ler için geçerliliğini hala korumaktadır ki bu doğrudur. Seyyid'lik belden gelen bir olgudur. Geçmişte de böyleydi, günümüzde de böyledir. Alevilerde durum böyleyken; Bektaşilerde (Babagan Kolu) soy şartı aranmaz. Pir postuna Alevilerde Seyyid soyundan gelen Dede otururken, Bektaşilerde seçimle gelen Baba veya Dedebaba oturur. Aleviler ile Bektaşiler arasında yöntem farklılıklara olmasına karşın inanç, düşünce, anlayışta önemli bir fark yoktur. Çünkü Alevilerin de Bektaşilerin de esası Yol'dur. Yol birdir. Yol cümleden uludur. Muharrem Orucu için Gülbank Bism-i Şah... Allah Allah... Er Hakk-Muhammed-Ali aşkına, İmam Hüseyin Efendimizin susuzluk orucu niyetine Kerbela'da şehit olanların temiz ruhlarına, Fatıma Anamızın şefaatına, Oniki İmamlar aşkına oruç tutmaya niyet eyledim. Ulu Dergah kabul eylesin... Gerçeğe Hü...' Oniki Hizmet Sahiplerine Gülbank: Bism-i Şah... Allah...Allah... Akşamlar hayrola, hayırlar fethola, şerler def ola. Hizmetleriniz kabul ola. Dileklerinizi Hak-Muhammed-Ali vere. Emekleriniz boşa gitmeye. Erenlerin aydın yüzlerine aşk ola. Onsekizbin alemle birlikte cümle mümin kardeşlerimizi Hakk-Muhammed-Ali yolundan mahrum eylemeye. Sizler bize hizmet ediyorsunuz, gerçek erenler de sizleri kazadan, beladan, kötülüklerden koruya. Hizmetini gördüğünüz pirlerin himmetleri üzerinizde hazır ve nazır ola. Hz. Hüseyin yardımcınız, Bozatlı Hızır yoldaşınız ola. Saklaya, bekleye, göre, gözete. Geldiğiniz yerden, durduğunuz dardan iyilikler göresiniz. Dil bizden, nefes Hünkar Hacı Bektaş Veli'den ola. Gerçeğe Hü...' KRONOLOJİ • 1488 Şah İsmail'in Babası Şeyh Haydar'ın Hakk'a yürümesi (9Temmuz) • 1502 Şah İsmail'in İran'da Şah unvanını alması • 1511 Şahkulu Baba Tekeli Ayaklanması (9 Nisan) • 1514 Çaldıran'da Osmanlı-Safevi Savaşı ve Safevi Ordusu'nun yenilmesi • 1516 Balım Sultan'ın Hakk'a yürümesi (doğ.1473) • 1518 Bozoklu Celal ayaklanması • 1524 Şah İsmail'in Hakk'a yürümesi (5 Mayıs) • 1526 Kalender Çelebi İsyanı • 1527 Kalender Çelebi'nin idamı ve Hacı Beştaş Dergahı'nın kapatılması • 1548 İskender Çelebi'nin Hakk'a yürümesi (doğ. 1512) • 1555 Fuzuli'nin Hakk'a yürümesi • 1531 Pir Sultan Abdal'ın idamı • 1569 Sersem Ali Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi. (Posta oturuşu:1551) Süre:19yıl • 1569 Elhac Ahmed Ali Dede (Dedebaba) Hakk'a yürümesi (Posta oturuşu:1569) Süre:1yıl • 1569 Yusuf Bali Çelebi'nin Hakk'a yürümesi (doğ.1516) • 1581 Bektaş Çelebi'nin Hakk'a yürümesi (doğ.1544) • 1588 Resul Bali Çelebi'nin Hakk'a yürümesi (doğ.1546) • 1596 Abdullah Baba (Dimetokalı Ak Abdullah Baba) (Dedebaba) Hakk'a yürümesi (Posta oturuşu:1569) Süre: 27yıl • 1604 Mürsel Çelebi'nin Hakk'a yürümesi (doğ.1551) • 1607 Hasan Çelebi'nin Hakk'a yürümesi (doğ.1563) • 1628 Dimetokalı Karar Halil Baba (Dedebaba)Hakk'a yürümesi (Posta oturuşu: 1596) Süre:33yıl • 1632 Bektaş Çelebi'nin Hakk'a yürümesi (doğ.1566) • 1646 Kasım Çelebi'nin Hakk'a yürümesi (doğ.1578) • 1649 Dimetokalı Elhac Vahdeti Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi (Posta oturuşu: 1628) Süre:22yıl • 1656 Yusuf Çelebi'nin Hakk'a yürümesi (doğ.1582) • 1667 Zülfikar Çelebi'nin Hakk'a yürümesi (doğ.1605) • 1674 Hüseyin Çelebi'nin Hakk'a yürümesi (doğ.1609) • 1675 Elhac Seyyid Mustafa Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi (Posta oturuşu:1649) Süre:26 yıl 12 İMAMLARIN SECERESİ 1.İmam Hz. Ali: 24 Ocak 661: 4. Halife ve ilk İmam Hz. Ali (asıl adı Abd'ül Menaf, doğumu 598 Mekke / Kabe), İbni Mülcem adlı bir Harici tarafından şehid edildi. Kabri Irak'ın Necef şehrindedir. 2.İmam Hz. Hasan: 2. İmam ve Ehl-i Beyt mensubu, Hz. Muhammed'in torunu, Hz. Ali ve Hz. Fatma'nın oğulları, 11 Nisan 624 Medine'de dünyaya geldi. Hz. Hasan 25 Mart 670 zehirlendi. Emevi devletinin ilk Halifesi Muaviye, İbnil Hakem adındaki özel doktoruna hazırlattığı zehiri yardımcılarından Mervan'a verip Hz. Hasan'ı zehirlemesi için vermiştir. Mervan, Medine'ye gelerek, Emevilerden Kuttame adındaki bir kadının evine giderek onun Hz. Hasan'ın eşi Cude'yi evine çağırmasını istemiştir. Kuttame'nin evine gelen Hz. Hasan'ın eşi Cude, Mervan'ın 'Eğer bu zehir ile kocan İmam Hasan'ı zehirlersen, Halife Muaviye seni oğlu Yezid ile evlendirecek' sözleri ile onu kandırmış ve İmam Hz. Hasan'ı zehirleterek şehit etmiştir. Muaviye daha sonra Cude'yi oğlu Yezid ile evlendirmemiş, sözleşmeyi inkar ederek, Hz. Hasan'ı zehirlemesini bahane ederek onu öldürtmüştür. 3. İmam Hz. Hüseyin: 3. İmam Hz. Hüseyin, Medine'de doğmuştur. İslam peygamberi Hz. Muhammed'in kızı Hz. Fatıma'nın ve Hz. Ali'nin oğlu, Şah Hüseyin, Irak/Kerbela'da Emevi Hükümdarı ve Halifesi Yezid'in askerlerinden Şimr tarafından kafası kesilerek 10 Ekim 680 yılında şehit edildi. Bu olay İslam dünyasında büyük etki yapmış ve toplum ikiye ayrılmıştı. İsmail PEHLİVAN
|