|
Akşam Gazetesi Alevilik öğretisinin temel kurumlarından olan musahiplik (kardeşlik) kente bir türlü uydurulamadı. Musahipliğin yok olmaması için Cemevleri okullara dönüştürülmeli ve gençlerin katılımı için çaba sarf edilmeli. Çağdaş ve ilmi bilgilerle gençlere yolun önemi kavratılmalı Musahiplik: Kardeslik düzeni kentte yok oldu Alevilik inanç sisteminin en önemli yapı taşlarından biri de kuşkusuz musahiplik kurumdur. İnananların Muhammed-Ali Yolu olarak tanımladığımız bu yola girebilmelerinin olmazsa olmaz koşullarından biri de musahip kardeş olmalarıdır. Alevi inancına göre insanlar, musahip (kardeş) olduktan sonra ancak 'Dört Kapı, Kırk Makam' olarak tanımlanan yolun gereklerini yerine getirerek insan-ı kamil (olgun insan) olabilirler. Alevilik ilmini bilen her kişi bunu kabul eder. Alevilik inanç sisteminde amaç mükemmel insan olmaktır. Yani Hakk ile Hakk olmaktır. Anadolu'da, başta Hacı Bektaş Veli olmak üzere tüm erenler-evliyalar bu eğitim sürecinden geçerek Hakk ile Hakk olabilmişlerdir. HER YERDE BERABER Alevi-Bektaşi inanç geleneği, bir talibin ikrar verip musahip tutması, yani Cem'e, Muhammed-Ali yoluna girmesini tarihi bir olaya bağlar: Tüm insanlığa örnek olsun diye tarihte ilk musahip olanlar Hz. Muhammed ile Hz. Ali'dir. Bu olay 623 yılında gerçekleşmiştir. Mekke'den kaçan Müslümanlarla Medineli Müslümanların kardeş yapılması, Alevi toplumu için sembol olmuştur. Diğer İslam toplulukları bunu 'Ahret kardeşliği' olarak yorumlarlar. Ama bu yorumda da Alevilerle aralarında çok büyük farklılıklar vardır. Musahiplik; toplumsal diyaloğun ve dayanışmanın en üst düzeyde yaşandığı bir kurumsal yapıdır. İslam mutasavvıflarından Şeyh Bedreddin bu yapıyı 'Yarin yanağından gayri, her yerde, her şeyde, hep beraber' diye ifade etmektedir. Musahip tutmak, ikrar verip Muhammed-Ali yoluna girmektir. İkinci kez dünyaya gelmek ve yol evladı olmaktır. Talip isteyerek yola girer. Alevi; yani anası-babası yol ehli ve analığı-babalığı (anne ve babasının musahip kardeşleri) ile bir pire, mürşide bağlı olan kişi, doğuştan talip sayılır. Ancak, akıl-baliğ olduktan sonra, yol talipliğine geçebilmesi için, ikrar verip musahip tutması, yaygın deyimle 'kardaşlık olması' gerekir. Musahip olmak için mutlaka evli olmak gerekir. Bu ön koşuldur. Ayrıca musahiplerin ekonomik, kültürel yönden az çok eşit olmaları da dikkate alınır. Bu koşul yerine getirildikten sonra gönül rızasıyla musahipler Pir'ine giderler ve ondan icazet alırlar. Bu da bir ibadetle yani 'Görgü Cem'i ile gerçekleşir. Burada musahipler kurban kesip dua alırlar ve Hakk lokması dağıtırlar. İbadete katılanların huzurunda ve tanıklığında musahip (kardeş) olurlar. Bu aşamadan sonra musahip olan kardeşler tarikat kapısında eğitilmek üzere Pir-Mürşit tarafından kabul edilirler. Bu kabul edilişte Pir musahip kardeşleri şöyle bir telkinde de bulunur: 'Taliplerim bu yol kıldan ince, kılıçtan keskindir. Yola gönül rızasıyla girdiğinizi beyan ediyorsunuz. Ben de canların huzurunda onaylıyorum. Hakk kabul etsin. Gazanız mübarek ola. Gelmek var dönmek yok. Gelme gelme, dönme dönme. Gelenin malı, dönenin canı. Hakk-Muhammed-Ali sizi gözleye, saklaya. Yolun kurucusu Hz. Ali himmet eyleye. Yuvanız mutlu ve bereketli ola. Tüm erenler, evliyalar kol kanat gere. Gerçeğe Hü!' Musahipler artık toplumsal yapının içine alınmışlar ve böylece de bir değer kazanmışlardır. Musahipler birbirlerine hayat boyu destek olurlar, yardım ederler. Birinin sorunu diğeri içinde geçerlidir. Keder de sevinç de ortaklaşadır ve ölüme (Hakk'a yürüme) kadardır. Bu yol, yoksullukla boğuşan insanların ortaklaşa yaşama yolu olarak bir çıkış kapısı olmuş, Alevi toplumunu bozulmaktan kurtarmıştır. İŞTE ERİMENİN NEDENLERİ Alevilik inanç sistemindeki erimeyi Musahiplikte de görüyoruz. Günümüz gençliği yolun gereklerini yerine getirmeyerek her geçen gün biraz daha yapının dışına çıkıyor. Alevi anne-baba bilmediğinden çocuğuna yeterli bilgiyi veremiyor. Eğitim sisteminin Aleviliği dışlaması yüzünden Alevi gençler öz inançlarını unutmaya başlıyor. Alevi yazarlarının yaptığı araştırmalar yeteri kadar okunmuyor. Geçmişte Aleviliği anlatan kitap sayısı oldukça azdı ve Osmanlıca sözcüklerle yazılmışlardı, dolayısıyla anlaşılamıyordu. Fakat günümüzde artık herkesin anlayabileceği bir biçimde yazılmış yayınlar mevcuttur. Bu uzaklaşma beraberinde sistemin sorgulanmasını da gündeme taşıyor. Geleneksel Aleviliğin çökmesi, Türkiye'nin temel değerlerini tehlikeye düşürecektir. Çünkü Aleviler eritilirlerse, cumhuriyetin laik tabanı kan kaybetmiş olacaktır. GENÇLER EĞİTİLMELİ Alevilik öğretisinin temel kurumlarından olan musahiplik kent ortamına bir türlü uydurulamadı. Çağımızda herşeyin eskisi gibi olmadığının farkına varılmasının zamanı geldi, geçti. Cemevleri okullara dönüştürülmeli ve gençlerin buraya gelmesi için çaba sarf edilmelidir. Çağdaş, akılcı ve ilmi bilgilerle gençlere yolun önemi kavratılmalıdır. Musahipliğin yok olmaya başladığı herkes tarafından gözlemlenen bir gerçek. Kentlerde yeni nesil musahip olmuyor. Bu durum onlara doğru da gelmiyor. Günümüzde her şeyin çıkar üzerine kurulu olmasından etkilenen Alevi gençleri (küçük bir kısmı hariç) sorumluluğu ağır olan bir yükümlülük altına girmek istemiyorlar. Eğer bunlar ikna edilmezse ve Alevilik eğitiminde geçmezlerse bu kurum ancak 10 yıl daha yer yer varlığını sürdürebilir. 10 yıl sonra musahipli Alevi görmek hayal olacaktır. Bu durum Alevilik inanç sisteminin çöküşünü hızlandıracaktır. Alevi örgütleri ve dergahları, musahipliği teşvik eden çalışmaları acilen başlatmalıdırlar. Bu düzen iç barışı koruma açısından önemlidir. 12 imam şeceresi (3) 7 İmam Hz. Musa-i Kazım: 7. İmam Musa - i Kazım hazretleri, Medine'nin Ebra bölgesinde 8 Kasım 745 yılında dünyaya geldi. Babasının adı 6. İmam Cafer-i Sadık, Annesinin adı Hamide'dir Musa-i Kazım Hazretleri, Abbasi 2. Halifesi Harun el Reşit tarafından zehirlettirilerek 1 Eylül 799'da 54 yaşında şehit edildi. Mezarı Kazımeyn kentindedir. 8 İmam Hz. Ali Rıza (Hulki Rıza): 8. İmam Ali Rıza ( Hulki Rıza ) Hazretleri 29 Aralık 765'de Medine'de doğdu. Babası 7. İmam Musa-i Kazım, anne adı Necime Hatun'dur. İmam Rıza, 53 yaşında iken Abbasi Halifesi Memun tarafından 24 Ağustos 818 yılında zehirletilerek şehit edildi ve İran'ın şimdi Meşhed denilen Tus şehrinde defnedildi. O, Türklerin Alevileşmesinde etkili olmuştur. 9 İmam Muhammed Taki: 9. İmam Muhammed-ül Takiy 11 Nisan 811'de Medine'de dünyaya geldi. Babası, 8. İmam Ali Rıza, Annesi Sebike Hanımdır. Muhammed - ül Takıy (İmam Muhammed Taki) Hazretleri, 24 yaşında iken 25 Kasım 835 yılında hanımı tarafından zehirlenerek şehit edildi. Kabri İran / Kazımeyn'dedir. 10 İmam Hz. Ali Naki (Aliyyün Naki): 10. İmam Aliyyün Naki (İmam Ali-el Naki) Hazretleri 27 Ekim 827 yılında Medine'de dünyaya geldi. Babası 9. İmam Muhammed Taki, Annesi Semane Hanımdır. Ali'yyün Naki hazretleri 41 yaşında iken 28 Haziran 868'de zehirletilerek şehit edildi. Kabri Irak'ın Samira kentindedir. 11 İmam Hasan-ül Askeri: 11. İmam Hasan-ül Askeri Hazretleri 27 Ekim 846 yılında Medine'de dünyaya geldi. (Babası 10. İmam Aliyyün Naki (İmam Ali-el Naki) Hazretleri, annesi Susen (Hudeys)'dir. Hasan-ül Askeri Hazretleri, Abbasi Halifesi Mu'temed tarafından 27 yaşında iken 27 Eylül 873 yılında şehit edildi. (Bazı kaynaklar 2 Ocak 874 tarihi olarak geçerler) Kabri Samira'dadır. 12 İmam Muhammed Mehdi (Muhammed Mehdi Said-i zaman): 12. İmam Muhammed Mehdi ( Muhammed Mehdi Said-i zaman) hazretleri Irak'ın Samira kentinde 30 Temmuz 869 yılında dünyaya geldi. Babası 11. İmam Hasan-ül Askeri'dir. Aleviler, İmam Mehdi'nin bir gün gelip insanlığı kurtaracağına inanır. NUSAYRİLİK ADINI kurucusu Muhammed Bin Nusayri'den alan Nusayrilik daha çok Ortadoğu ve Anadolu'da gelişmiş, taraftar bulmuştur. Nusayriler tarih boyunca en çok ezilen Ali yandaşları arasında ilk sıralarda yer alırlar. Nusayrilere de insan onurunu zedeleyen yakıştırmalar, aşağılanmalar, iftiralar yapılmıştır. Günümüzde dahi bu tür sapkın düşünceli kimseler Nusayrileri aşağılamaya, karalamaya, küçük düşürmeye devam ediyorlar. Nusayriliğin kurucusu olarak tanımlanan Muhammed Bin Nusayr, 11. İmam Hasan Askeri zamanında yaşamıştır. Hasan Askeri'nin en sadık, bilgin öğrencilerindendi. Nusayriliği diğer Ehl- i Beyt mezheplerinden/örgütlenmelerinden ayrı tutamayız. Nusayrilik'te kesin bir Ehl- i Beyt bağlılığı vardır. Nusayriliğin inanç temelleri bu bağlılık temelinde şekillenmiştir. Tarih boyunca bazı akımlar ve kimseler Nusayriliği Ehl- i Beyt dışına atmaya çalıştılar. Ama bunda başarılı olamadılar. Nusayriliğin inanç esasları, bazılarının iftiralarına karşın Ehl- i Beyt ve On İki İmamlar sevgisi ve bağlılığı temelinde oluşmuştur. Anlaşılması gereken; Nusayrilik farklılıkları olmasına karşın bir Ali yandaşlarının inancıdır. Bu farklılıklar birer zenginlik ve kazanımdır. Nusayrilik günümüzde de varlığını sürdüren Ehl- i Beyt ve On İki İmamlar'a bağlı bir Alevi inancıdır. Türklerin İslamlaşması Ehl-İ Beyt soyuna mensup, -başta 8. İmam Ali Rıza olmak üzere- pek çok kimse Asya'ya göç ederek Türklere sığınmış ve Türkler onlara sonsuz saygı göstermişlerdir. Asya'ya göç eden Ehl-i Beyt soyundakilerle Türkler arasında evlilikler, İmam Musa-i Kazım ve oğlu Ali Rıza; evlatlarını Türk beylerinin çocuklarıyla evlendirmiştir. Bu evliliklerle Seyyid'lik olgusu Türklere de geçer. Yani Türk soyu ile Ehl-i Beyt evlilik yoluyla akraba olurlar. Bugünkü Alevi Dede'leri bu evliliklerden doğanların soyundan gelenlerdir. Türklerin İslamlaşmasıyla birlikte gerçek Aleviliğin oluşmaya başladığını görmekteyiz. Burada gerçek Alevilikten kastettiğimiz şey Anadolu Aleviliğidir. ÇAĞDAŞ BİR SENTEZ Alevilik, İslamiyet'in eski Türk kültürüyle Anadolu'da yaşayan kültürlerin çağdaş bir sentezidir. Anadolu insanı tarafından kutup olarak kabul edilen Hünkar Hacı Bektaş Veli tarafından olgunlaştırılmıştır. Hacı Bektaş Veli, 'Eline, diline, beline; aşına , işine, eşine; özüne, gözüne, sözüne sahip ol!' diyerek Alevi Bektaşilik inancını, kültürünü, felsefesini; ciltlerle anlatılacak düşünce sistemini birkaç kelimeyle ve en anlaşılır bir dille ifade etmiştir. Anadolu Aleviliği 13. yüzyılda yaşamış olan Hacı Bektaş Veli tarafından sistemleştirilmiştir. O yıllardan başlayarak şehirli Alevilere 'Bektaşi' denilmektedir. Alevi sözü daha çok kırsallarda yaşayan Türkmenler arasında ifade edilmiştir. Fakat Alevi sözü Bektaşileri de kapsamaktadır ve günümüzde her iki kesim için de ortak ifade Alevilik'tir. Alevilik ilk kez Samaniler döneminde (874-999) Orta Asya'da hızla yayıldı. Bu dönemde Türk-Alevi bilgini İbn-i Sina (980-1037) Türkler arasında Alevi düşüncesinin öncülüğünü yaptı. Yine ünlü mutasavvıflardan Hallac-ı Mansur yıllarca Türk boyları arasında kendi düşüncelerini yaydı. Bu dönemde Türkler arasında Alevi misyonerler önemli bir etkiye sahip oldular. 10. yüzyıldan itibaren Oğuz boyları kitleler halinde İslamiyet'i kabul ettiler. Ve bu topluluklara Türkmen adı verildi. Bu alimler, İslam'ı Türk kültürü ile sentezleyerek yaydılar. KRONOLOJİ • 1828 Veliyettin Çelebi'nin Hakk'a yürümesi (doğ.1772) • 1834 Sivaslı Mehmet Nebi Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi (1813) S. 21 yıl • 1835 Merzifonlu Hacı İbrahim Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi (1834) S.1 yıl • 1846 Vidinli Seyyid Mahmud Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi (1835) S.12yıl • 1848 Sofyalı Saatçi Ali Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi (1846) S. 2 yıl • 1849 Çorumlu Seyyid Hasan Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi (1848) S. 1yıl • 1868 Yanbolulu Elhac Ali Turabi Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi (1849) S.19 yıl • 1871 Ali Celalettin Çelebi'nin Hakk'a yürümesi (doğ.1808) • 1874 Selanikli Hacı Hasan Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi (1868) S. 6yıl • 1878 Feyzullah Çelebi'nin Hakk'a yürümesi (doğ.1811) • 1879 Konyalı Perişan Hafız Ali Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi (1874) S. 6yıl • 1894 Âşık Veysel'in Doğması (25 Ekim) • 1897 Malatyalı Hacı Mehmet Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi • 1907 Elhac Mehmed Ali Hilmi Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi (1879) S. 28yıl • 1913 Hacı Feyzullah Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi (1897) S. 7yıl vekaleten, 9 yıl asaleten • 1919 Mustafa Kemal Paşa'nın Kurtuluş Savaşı için destek sağlamak üzere Hacıbektaş'ı ziyareti (23 Aralık) • 1921 Koçgiri Ayaklanması (6 Mart) • 1921 A. Cemalettin Çelebi'nin Hakk'a yürümesi (doğ.1862) • 1931 Sivas'ta Halk Şairleri Bayramı (5 Kasım) • 1937 Dersim Olayları'nın başlaması • 1937 Dersim İsyanı'nın Lideri Seyit Rıza'nın İdamı (15 Kasım) • 1940 Hacıbektaş Dergahı'nın son Çelebisi Veliyettin Efendi'nin Hakk'a yürümesi (31 Mayıs) YARIN:ALEVİLER ARTIK NEDEN YETERİNCE İBADET ETMİYOR? İSMAİL PEHLİVAN
|