Etkinlik Takvimi

Ocak 2012 Şubat 2012 Mart 2012
Pa Pa Sa Ça Pe Cu Cu
Hafta 5 1 2 3 4
Hafta 6 5 6 7 8 9 10 11
Hafta 7 12 13 14 15 16 17 18
Hafta 8 19 20 21 22 23 24 25
Hafta 9 26 27 28 29
Yeni Etkinlik Gönder Yeni Etkinlik Gönder

Kentleşen Alevilik-7 Yazdır E-posta

Akşam Gazetesi

Şehirleşme inanç sistemini zorluyor

Kente göç ve teknolojik gelişme gibi çarpıcı değişimler Alevi inanç sistemini sarsıyor. Geçmişte ticaret yapmayan, inananların maddi katkılarıyla yaşayan 'pir'ler, artık birer işadamı olarak karşımıza çıkıyor. Beklentilerin artması, dünyayla bağın kesildiği cem ibadetinden uzaklaştırıyor

Kente göç ve teknolojik gelişme gibi çarpıcı değişimler Alevi inanç sistemini sarsıyor. Geçmişte ticaret yapmayan, inananların maddi katkılarıyla yaşayan 'pir'ler, artık birer işadamı olarak karşımıza çıkıyor. Beklentilerin artması, dünyayla bağın kesildiği cem ibadetinden uzaklaştırıyor

Alevilikte ibadet Hakk'a olan sonsuz sevgi ve bağlılığı ifade eder. Aleviler ibadeti dar kalıplar içinden çıkararak halk ibadetine dönüştürmüşlerdir. Kişisellikten çok toplumsal niteliktedir. Herkesin eksik bildiği gibi Aleviler sadece Cemevlerinde ibadet etmezler. Uzun süren gizlenme döneminde bile ibadetini yapmış ve unutmamışlardır. Aleviler Muhammed-Ali'yi her andıklarında onlara yakarmaları ve dilekte bulunmaları da ibadetlerinin bir parçasıdır. Alevilerin bu tür ibadeti sabahtan gece uyku zamanına kadardır. Görgü cemi ise akşamdan sabaha kadar sürebilir.

EL ELE, EL HAKK'A ANLAYIŞI

Diğer İslami yorumlardan farklı olarak Alevi Bektaşilik'te ibadetin kadınlı erkekli toplu yapılması kayıtsız-şartsız Cenabı Allah'a teslimiyeti ifade eder. Toplu ibadetin adı Cem'dir. Cem'e katılan herkes 'can'dır. Orada kadın, erkek yoktur. Cem'e katılanlar tüm sosyal ve ekonomik statülerini dışarıda bırakırlar. Cem olanlar arasında üstünlük yoktur. Herkes eşittir. Yalnız denk değildir. Çünkü Cem ibadetinin temel işlevi olan 12 Hizmet erbabı olanlar toplumu sosyalleştirmek için görevlidirler. 12 Hizmeti yapanlar Cem'e katılanlara Hakk-Muhammed-Ali yolunun gereklerini ve üstün ahlak ilkelerini öğretir ve eğitirler. Tabii ki bu 12 hizmet görevlilerinin başı da Şahı Merdan Ali postunda oturan pir-mürşittir. Pir-mürşit ilim irfan sahibidir. Toplumu irşat (doğru bilgi) etmekle görevlidir. Cem'de ve Alevilikte esas olan 'El ele, el Hakk'a' anlayışıdır.

Cem ibadetinin yapıldığı yere cemevi denir. Bu geçmişte, Alevilerin köy toplumu olduğu dönemlerde o köyün en büyük odalı eviydi; günümüzde ise (bir çoğunda mimari bozukluk olsa da) Cem ve kültür evi olarak inşa edilen yapılardır. Oysa çekim merkezi ve inancın öğretildiği yer olması nedeniyle mimari olarak yeniden düzenlenmesine ihtiyaç vardır. Gerçi Alevilere inanç merkezlerini oluşturmak için rahat bir ortam da sağlanmadığı için gecekondu örneğine benzer yapılar ortaya çıktı. Ama işin aslı bu değildi.

DAYANIŞMA, KARDEŞLİK, BARIŞ

Cem ibadetinin çok önemli bir toplumsal işlevi vardır. Orada dayanışma, müşkülün sorununa ortak olma, toplumsal kardeşlik ve akrabalık, yaradılanı yaradandan ötürü sevmek, incinse de incitmemek gibi insanlık erdemleri öğretilir. Bunun gerekleri canlara kavratılır. Ayrıca suçlular yargılanır. Canlar arasında barış sağlanır ve ibadete ancak başlanır.

Cemevleri öğretinin temel hiyerarşisi içerisinde 4 Kapı 40 Makam'da Tarikat Kapısı ile Marifet Kapısı'na tekabül eder. Daha anlaşılır olması için ilköğretim ve ortaöğretim derecelerindedir. Pir-Mürşit eğitimini verirken ilkin tarikate girenlere genel bir bilgilendirme yapar. Cem biter ve canlar dağılır. Sonra Marifet Kapısı'nda olanların muhabbeti başlar. Burada katılanlar birbirlerinin eksik bilgilerini tamamlama yönünde görüş bildirirler.

ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK

Alevilik öğretisinin en önemli merkezlerinden biri de dergahlardır. Bunların başlıcaları Hacı Bektaş Veli Dergahı, Abdal Musa Dergahı, Karacaahmet Dergahı, Şahkulu Dergahı, Garipdede Dergahı, Erikli Baba Dergahı, Geyikli Baba Dergahı, Hıdır Abdal Dergahı, Piri Baba Dergahı, Hubyar Sultan Dergahı, Demir Baba Dergahı, Gül Baba Dergahı, Şah Ahmet Yesevi Dergahı, Erdebil Dergahları'dır.. Bunlara onlarcasını ekleyebiliriz. Bu merkezler Alevilerin üniversitesidir. Buralarda Pir-Mürşit-Rehber ve Baba, erenler evliyalar eğitim görürler. Bu okullarda tıptan, felsefeye, matematikten sosyal bilimlere, din dersinden fene, sosyal hizmetlere kadar her türlü eğitim verilir. Dergahlarda eğitim gören dedeler-babalar-analar-bacılar ilimle donatılırlar. Sonra da talipleri (yola inananları) irşat etmek üzere yollara koyulurlar. Geçmişte Pir-Mürşit-Baba- Dedebabalar ticaret yapmazlar idi. Geçimini talibin verdiği hakkullah (maddi katkı) ile sağlarlardı.

Cem ibadetinde Aleviler aşk'ınlıkla (bu dünyadan bağını koparmak hali) kendinden geçer. Bu coşkuya ulaşmak için bir tür 'Ölmeden önce ölmek' temelinde nefis terbiyesi, üstün ahlaktır.

KÜLTÜREL ETKİNLİKLERİN ROLÜ

Kentte yaşamını sürdüren Aleviler tüm bu uygulamalardan önemli ölçüde uzaklaşmış durumdalar. Alevi inanç sistemi aslına uygun sürdürülmüyor. Bu durum Hakk-Muhammed-Ali Yolu'nun sürdürücüleri olan Alevilerin inançlarından uzaklaşmasını da beraberinde getiriyor.

Teknoloji çağında kısmen de olsa uzaklaşma olması doğaldır. Fakat Alevi çoğunluğun bu duruma düşmesi tehlikesi her Alevi'yi rahatsız etmektedir. İnançlı insanlar dedelerden, aydınlardan ve kurum yöneticilerinden bu duruma el atılmasının zorunluluğuna dikkat çekiyorlar. Basiretsizlik burada da görülmektedir. Her inanmışın kendisini sorumlu görmesinin ve bu olumsuz gelişmelere dur demesinin zamanı olduğu fikrinde Aleviler birleşmektedir.

Bugün Alevilik varlığını her türlü olumsuzluğa rağmen sürdürüyorsa, bunun en önemli motor gücü son yıllarda yapılan kitlesel etkinliklerin önemli katkısı vardır. 43 yıldır devam eden ve her yıl onbinlerce Alevinin katıldığı 16 Ağustos'ta başlayan Hacı Bektaş Veli Törenleri, Abdal Musa Sultan Anma etkinlikleri, dergah ve türbelerin etkinlikle ve yeni her yıl İstanbul'da her yıl Haziran'ın ilk haftasında Radyo Barış tarafından düzenlenen 'Barışa Semah Dönenler' etkiliği ile inançlı Aleviler rahat bir nefes almaktadırlar. Tabii ki bu etkinlikler kültürel ağırlıklı etkinliklerdir. Bu etkinlikler inancı kurtarmaz, ancak duyguları sıcak tutar. Umarız bu etkinliklerin de çıkarcı guruplar tarafından içleri boşaltılmaz.

Türklere Emevi zulmü

Türkler'İn Emeviler tarafından ezilmesi ile Kerbela özdeşleştirilir.

Türkler, İslam'a girerken onun muhalif kanadını yeğlemişlerdir. İslam'ın muhalif kanadı ise Ali yandaşlığıdır. Fakat Türkler, Ali yandaşlığını da kendilerine özgü bir biçime büründürmüşlerdir. Şia'dan farklı olarak, Türk kültür ve inancının ağır bastığı yeni bir yorum yaratmışlardır. Bu yorumda eski Türk dininin (Gök Tanrı İnancı ve Şamancılık/kamcılık) inançsal özelliklerinin ve tarihsel süreç içerisinde etkilendikleri Zerdüştlük, Maniheizm ve Budizm gibi dinlerin çok istisnai ve zayıf kimi izlerinin baskın öğe olduğunu da görmekteyiz.

Bu bağlamda Anadolu Aleviliği, dünyanın en büyük ve en etkili dinlerinin ahlak ilkeleriyle yoğrulmuş, evrensel değerlerle örülmüş bir inanç olmakla birlikte özünde ve merkezinde yüce Tanrı'nın gönderdiği son din olan İslamlığın yer aldığı bir iman yoludur. Alevilik'teki temel öğelerden olan Ali sevgisi ve Ehl-i Beyt'e bağlılık, Aleviliğin 'İslam'ın özü' biçiminde nitelenmesinin en temel nedenlerindendir. Çünkü; Hz. Muhammed, Veda Haccı'ndan dönüşte Gadiri Hum denen vahada Müslümanları toplamış onlara iki emanet bıraktığını, bunların Kuran-ı Kerim ile Ehl-i Beyt olduğunu belirtmiş, Hz. Ali'yi yanına çağırmış, O'nun elini tutup kaldırmış 'Ben kimin Mevla'sı isem Ali de onun Mevla'sıdır' buyurmuştur. Aleviler, hem Ehl-i Beyt'e olan bağlılıkları ile hem de Kuran'ı doğru ve gerçek amacına uygun yorumlayıp uygulamaları nedeniyle tarihten bu yana Hz.Muhammed'in vasiyetini yerine getirmişlerdir.

Aleviliğin hukuktan anladığı ahlak ilkelerine bağlılıktır. Her inancın bir şeriatı yani temel yasası vardır. Sünni düşünce yasakların hukuksal çerçevede cezalandırıldığı bir anlayışı benimser. Alevilik ise hukukun temelini de öncelikle ahlaka dayandırır. Alevilikte bir ahlak anayasası üç sözcükte veciz bir şekilde özetlenmiştir. Eline, Diline, Beline ilkesi... Hz. Muhammed de bir hadisinde 'Müslüman dilinden ve elinden emin olunan kişidir' demektedir.

FATIMİLİK

AdInI Hz. Muhammed'in kızı, Hz. Ali'nin eşi, İmam Hasan ile İmam Hüseyin'in annesi olan Hz. Fatma'dan alan Fatımiler Devleti (909-1171); Fas, Cezayir, Tunus, Mısır ve Suriye'de egemenlik kurdu. Fatımiler ordu komutanlarını genellikle Türkmenler'den seçiyorlardı. Fatımiler'de kesin bir Ehl-i Beyt bağlılığı vardır. Fatımiler, daha çok Aleviliğin İsmailliye koluna bağlıdırlar.

340 YILLIK İKTİDAR

Fatımilerin çıkış noktası Abbasi egemenliğinin olduğu yıllara dayanmaktadır. Bu yıllarda Abbasi iktidarı Alevileri eziyordu. Fatımiler, Abbasi egemenliğine karşı muhalefeti örgütlüyordu. Ne gariptir ki; Abbasi egemenliği Alevilerin sayesinde iktidara gelmişti. Kanlı Emevi iktidarını Aleviler yıkmıştı. Abbasiler iktidara geldiklerinde Ehlibeyt taraftarlarına yani Alevilere baskı uygulamayacaklarını, onların inançlarını özgürce yaşamalarını sağlayacaklarını vaat ediyorlardı. İktidara gelince Emevi iktidarındaki baskı ve zulmü aynen devam ettirdiler. Aleviler bu zulme karşı örgütlenmeye başladılar. İşte bu örgütlenme Abbasi iktidarının gözünden kaçmadı. Bunun üzerine Alevilerden bir kısmı Kuzey Afrika'ya ve Yemen'e yöneldiler. Bunlar daha sonra Fatımiler adını alarak bütün Kuzey Afrika'da bir Fatımiler Devleti kurdular. 340 yıla yakın bir dönem iktidar olan Fatımiler, egemenlik alanına İtalya'nın Sicilya bölgesini de kattılar.

EL EZHER'İ KURDULAR

Fatımiler Devleti'nde Aleviliğe hizmet etmek için kurulan El Ezher Üniversitesi, dana sonra Sünnilerin eğitim merkezi haline geldi. Yine Kahire (Fustat) kentini Fatımiler kurmuşlardır.

Fatımiler Alevi inancın gelişmesine öncülük etmişlerdir. El-Ezher Üniversitesi örneğinde olduğu gibi bilime önem vermişlerdir. O yıllarda Anadolu'daki Alevi filozoflar El-Ezher Üniversitesi'nde eğitim görüyorlardı. Ama ne yazık ki; Fatımiler Devleti'nin yenilgiye uğramasından sonra bu kazanımlar ya yok olmuşlar ya da diğer inançlara hizmet edecek hale getirilmişlerdir. Günümüzde Kuzey Afrika topraklarında Fatımilerin izleri olmakla beraber bu izler çok zayıf görünmekteler.

ÖNCE İBADET SONRA MUHABBET

Cem ibadetinden sonra insanı-ı kamil canlar 'muhabbet' için bir araya gelir. Dede ile din ve güncel sorunlar üzerine sohbet ederler. Bunun ardından Dede ile zakir nefesler okur, deyişler ve duvaz imam (bir tür dini türkü) söyler. Katılanlar da şuu içinde onları dinler.

KRONOLOJİ

- 1941 Salih Niyazi Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi (Posta oturuş: 1913) S.17yıl Türkiye'de, 11 yıl Arnavutluk'ta, 28 yıl.

- 1949 Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın Hakk'a yürümesi (30 Aralık)

- 1958 Hacı Bektaş Veli Dergahı'nın Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce onarıma başlanması

- 1960 Ali Naci Baykal Dedebaba'nın Hakk'a yürümesi (Posta oturuş: 1930) S. 11yıl vekaleten,19 yıl asaleten, 30 yıl

- 1964 Hacıbektaş Dergahı'nın Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı'na bağlı bir müze olarak açılması (16 Ağustos)

- 1966 Birlik Partisi'nin Kurulması (17 Ekim)

- 1978 Kahramanmaraş olayları (24 Aralık)

- 1980 Çorum olaylarının başlaması (4 Temmuz)

- 1983 Feyzullah Çınar'ın Hakk'a yürümesi (24 Ekim)

- 1983 Aşık Daimi'nin Hakk'a yürümesi (18 Nisan )

- 1989 Meluli Baba'nın Hakk'a yürümesi (14 Kasım)

- 1993 Sivas katliamı

(2 Temmuz)

- 1994 Feyzullah Ulusoy'un Hakk'a yürümesi (18 Mart)

- 1994 Karacaahmet Sultan Cemevi'nin İstanbul Belediyesi'nce yıkılması

(7 Eylül)

- 1995 Gazi Mahallesi olayları (12 Mart)

- 1995 Detroit Bektaşi Dergahı kurucusu Recep Baba'nın Hakk'a yürümesi

(14 Eylül)

YARIN: ALEVİLER'DE KUŞAKLAR ARASI ÇATIŞMA ARTIYOR

İSMAİL PEHLİVA

 

Site'de Ara

© 2012 Alevi Akademisi
Joomla! GNU/GPL Lisans altında korunan ücretsiz ve özgür bir yazılımdır.