Etkinlik Takvimi

Ocak 2012 Şubat 2012 Mart 2012
Pa Pa Sa Ça Pe Cu Cu
Hafta 5 1 2 3 4
Hafta 6 5 6 7 8 9 10 11
Hafta 7 12 13 14 15 16 17 18
Hafta 8 19 20 21 22 23 24 25
Hafta 9 26 27 28 29
Yeni Etkinlik Gönder Yeni Etkinlik Gönder

Kentleşen Alevilik-9 Yazdır E-posta

Akşam Gazetesi

Alevi-Bektaşi kültürü, gelenekleriyle bilimi birleştirmeyi becerdiği için evrensel bir değer haline geldi. Bunun farkında olan canlar, araştırma merkezleri sayesinde Aleviliği, farklılaşan koşullara adapte etmeye çalışıyor

Alevilerin rehberi hep bilim oldu

Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi, Gazi Üniversitesi Rektörlüğü'ne bağlı olarak 1987 yılında kuruldu. Kuruluş amacı, başta Hacı Bektaş Veli ve onun öğretileri olmak üzere, Alevi-Bektaşi kültürü ile Türk kültürüne dair diğer konular hakkında bilimsel çalışmalar yapmaktır. Bu bağlamda merkez, alanında ilk ve tek akademik kurumdur. Merkezdeki çalışmalar Prof . Dr. Filiz Kılıç başkanlığında bilim adamları ekibiyle yürütülmektedir.

Alevi-Bektaşi kültürü, Anadolu kültürünü zenginleştiren, geliştiren bir özellik taşımasının yanında evrensel uygarlığın ilkelerini yakalama ve yaşamada da aktif bir fonksiyona sahiptir. Anadolu'da Alevi-Bektaşi kültürünün temellenmesi ve gelişmesi 13'üncü yüzyılda başlar. Horasan Erenleri, Hacı Bektaş Veli merkezli olarak Anadolu'da Türkleşme ve İslamlaşma sürecinin sosyal-dini liderleri olurlar. Urum Abdalları, Horasan'da Şah Ahmet Yesevi'den aldıkları sevgi ve insanlık meşalesini Anadolu'da çerağ, delil yapıp uyandırırlar.

BİLİM HEP ÖNDE TUTULDU

Ulusal müzik enstrümanı olan bağlama ve bağlama etrafında gelişip yüzyılları aşarak günümüze ulaşan aşıklık geleneği Alevi-Bektaşi kültürü içerisinde bir yandan Türk müzik tarihinin bir yandan da Türk şiir geleneğinin temel parçaları olarak bugüne kadar ulaşır. Ozanlar, Pir Sultan'ın 'Ben bugün elime almadım sazım/ Arşa direk direk oldu avazım / Dört şey vardır karındaşa çok lazım / Bir ilm, bir kelam, bir nefes, bir saz' şeklinde belirttiği gibi, bir taraftan sanatlarını yapar. Diğer taraftan Anadolu insanına, Hacı Bektaş Veli'nin, 'İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır' sözünü tekrar hatırlatarak bilim ve medeniyet idealini ifade ederler. Bu söylemi Hacı Bektaş Veli ve Pir Sultan Abdal'dan yüzyıllar sonra Mustafa Kemal 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir' diyerek daha da belirgin hale getirir.

Araştırma merkezi üç ayda bir çıkardığı, konusunda ilk ve tek akademik dergi olan Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi'nde başta Anadolu ve Balkanlar'da tarihten günümüze devam eden Alevi-Bektaşi geleneğine ait konular olmak üzere, Türk kültür dairesine giren her konuda bilimsel metotlarla hazırlanmış yazılar yer almaktadır. Anadolu Aleviliği'nin geçmiş tarihi ile ilgili önemli yeni bilgiler ortaya koyan Alevi inanç-Dede ocaklarına ait ferman, icazetname, berat, şecere, telkinname gibi tarihi belgeler kurum çalışanları tarafından günümüz Türkçe'sine çevrilerek dergide yayınlanması Anadolu Aleviliği'nin tarihi ile ilgili yapılan öncelikli akademik çalışmalardır.
 

Sevgi pınarı Hacı Bektaş Veli

İslam dini ve tasavvufu içerisinde bir öğreti olan Alevi-Bektaşilik kültür ve tarihimizin en önemli unsurlarındandır. Alevi-Bektaşilik İslam dininden Ehl-i Beyt ve Oniki İmam öğelerini temel alarak Orta Asya'da, Horasan'da sahip olup yüzyıllar öncesinden devam ettirerek getirdikleri ulusal kültür unsurlarının bir sentezidir. Türkler binlerce yıllık geçmişe sahip bir topluluk, ulus olarak uygarlık tarihi içerisinde otantik, zengin ve dinamik tarihi, kültürel, sosyolojik, iktisadi ve siyasal bir geleneğe sahiptirler. Farklı inanç ve din tecrübelerinin ardından 8'inci yüzyıldan başlayarak İslam dinine katılmaya başlayan Türkler'deki bu kültürel-inançsal dönüşüm 10'uncu yüzyıla gelindiğinde devam etmiştir. Bu düşünsel dünyalarındaki değişim 12'nci yüzyılda Şah Ahmet Yesevi ile zirveye ulaşmıştır.

Türkistan Piri olarak da anılan Şah Ahmet Yesevi merkezli gelişen Horasan tasavvuf geleneğinin, binlerce yıllık düşün ve kültürü ile Ehl-i Beyt, Oniki İmam gibi dini-İslami unsurların karşılıklı geçişleriyle evrensel değer ve erdemler oluşmuştur. Türkistan'da, Horasan'da şekillenen bu yaklaşım 13'üncü yüzyılda büyük kitleler halinde Anadolu'ya göç eden Oğuz Türkmen boyları aracılığı ile Anadolu'ya taşınmıştır.
 

Anadolu'dan Balkanlar'a inanç yolu

Anadolu'da Hacı Bektaş Veli merkezli gelişen Alevilik, 'ocak' yapılanışı boyutunda örgütlenmiştir. Bektaşilik ise 'tekke' yapılanışı ile daha çok kentlerde organize olmuştur.

Alevilik-Bektaşilik, sadece Anadolu'da değil, Otman Baba, Akyazılı Sultan, Demir Baba, Sarı Saltık, Ali Koç Baba, Kızıldeli Sultan (Seyyid Ali Sultan), Gül Baba gibi karizmatik temsilciler aracılığı ile Balkanlar'da da yüzyıllar boyunca Türk kültür ve varlığının temsilciliğini yapmıştır.

Alevi-Bektaşiler Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda da aktif rol oynamışlar; Atatürk Hacı Bektaş'ı ziyaret ederek Salih Niyazi Dedebaba ve Ahmet Cemalettin Çelebi ile görüşmüş ve emperyalist, işgalci güçlere karşı ulusal heyecan ve direnişin oluşmasında etkin destek görmüştür. Bu bağlamda yüzyıllar boyunca Anadolu ve Balkanlar başta olmak üzere geniş bir coğrafyada evrensel değer ve erdemlerin takipçisi ve temsilcisi olan bu öğreti, cumhuriyetin temel ilkeleri ile de örtüşmektedir.

YARIN:KERBELA'DAN BUGÜNE SAFLAŞMALAR

İSMAİL PEHLİVAN

 

Site'de Ara

© 2012 Alevi Akademisi
Joomla! GNU/GPL Lisans altında korunan ücretsiz ve özgür bir yazılımdır.