Etkinlik Takvimi

Ocak 2012 Şubat 2012 Mart 2012
Pa Pa Sa Ça Pe Cu Cu
Hafta 5 1 2 3 4
Hafta 6 5 6 7 8 9 10 11
Hafta 7 12 13 14 15 16 17 18
Hafta 8 19 20 21 22 23 24 25
Hafta 9 26 27 28 29
Yeni Etkinlik Gönder Yeni Etkinlik Gönder

Kentleşen Alevilik-10 Yazdır E-posta

Akşam Gazetesi


Kerbela'da yaşanan acı olay İslam dünyasında derin bir bölünme yarattı. Dönemin din uleması trajedinin üstünü örtmek yerine, karşı tavır alsaydı belki de her şey farklı gelişecekti. Ama daha önemlisi Türkiye'de Diyanet bu konuda doğru tavır takınsaydı, izleri bugün de devam eden keskin bir ayrışma yaşanmayacaktı

Kerbela'ya ortak tavır acıyı dindirir

Daha önce (10 Ekim 680 - Hicri 10 Muharrem 61) Peygamber soyunda süren ayrışma, Kerbela katliamı sonrasında çatışmaya dönüştü. Ve günümüze kadar devam etti. Başından beri Haşimiler'le Emeviler arasında süren sürtüşmenin Kerbela'da büyük bir vahşetle sonuçlanması İslam dünyasını derinden böldü. Bu bölünme sonucu dönem dönem kanlı olaylar meydana geldi. Bu çatışmalar sonucunda birçok mezhep oluştu.

Bu mezhepleri iki ana grupta toplayabiliriz:

1- Aleviler (Ehl-i Beyt yanlıları) ( Seyyidler ve Şerifler)

2- Sünniler (Emevi-Abbasiler sonrası oluşan mezhepler)

BÖLÜNME ÖNLENEBİLİRDİ

Bu gerçek, en eski din bilgisi kitaplarında bile değişik biçimlerde olsa da böyle dile getiriliyor. Bu yüzden 1400 yıllık gerçekle yüzleşerek yaşamak ve karşılıklı saygı temelli bir anlayışın geliştirilmesi gerekiyor.

O günkü ve bugünkü din adamları, genel olarak Peygamber'in soyunun katledilmesini, Peygamber'in vasiyetine karşı çıkmakla açıklamak yerine, 'Bu vahşet dillendirilmesin. Bunun sahip çıkılacak ve anlatılacak bir yanı yok' diyerek Kerbela katlia- mını bir ailenin üzerinde bıraktı. Oysa bu katliam bir aile ile sınırlanamaz.

Bugünkü sıkıntının altında yatan gerçek, Kerbela olayının din ulemaları tarafından küllenmesidir. O günkü din adamları bu katliamı lanetleselerdi belki de İslam içinde bu denli bölünmeler olmayacaktı.

Ancak inanan Müslümanların bu vahşeti unutması kolay olmadığı gibi yüzyıllardır daha dün yaşanmış gibi, bu derin acı yüreklerde yaşatılmaya devam ediliyor.

Bu olay en büyük darbeyi İslam dinine vurdu. İslam dünyası büyük bölünmelerle karşılaştı. Bu bölünme düşmanlıklara kadar vardırıldı. Genel bir kanı oluştu. Ehl-i Beyt'i sevenler Aleviler'dir, sevmeyenler Sünniler'dir. Aslında bu da bir haksızlıktı. Biliyoruz ki insani duygular taşıyan ve dindar olan birçok Sünni de bu acıyı yüreğinde hissediyor.

İki ana gruba ayrılan İslam dünyası, kendi içlerinde de irili ufaklı bölünmelere gitti.

Şia: Alevilik, Şiilik, İsmailiyye, Zeynebiyye, Fatımiler, Ehl-i Haklar...

Sünni: Hanefi, Şafi, Maliki, Hambeli, Selefi, Maturudi, Eşari, Ahmedi, Vahabi...

Yorum farklılıklarından korkmamak lazım. Bunlar tamamen dinin yorumu temelinde gerçekleşen ayrılıklardır. Hepsi de kendine göre saygındır.

KÖTÜ İZLERİ SİLİNEMEDİ

Kerbela olayı Türkiye'nin dışında İran'da Şiiler, Aleviler (Kızılbaşlar), Ehlihaklar ve Sünniler ayrışmasına, Arabistan'da Şiiler-Vahabiler ayrışmasına , Mısır'da İsmailiyye-Sünni ayrışmasına yol açtı. İslam aleminin büyük çoğunluğu Kerbela'yı lanetlerken ve Muaviye, Yezit gibi adları da çocuklarına koymazken, özellikle Vahabiler ile Türkiye'deki bir kısım tarikatlar da bu olayda Emevilerin padişahı Yezid'in tarafını tutarak ve çocuklarına Emevi adlarını da koyarak kabul ediyorlar.

Kentte Aleviler ve Sünniler birbiriyle iş ilişkisi kurup alışveriş yaparken, birbirlerinin mezhebini sormazken; evlilik ve ticari ortaklık gibi konularda bu ayrışımcı duyguları hemen ortaya çıkabiliyor. Ve birçok engeller oluşturuluyor. Üniversite gençliğinin çok dikkate almadığı Alevi-Sünni ayrılığı, iş, evlilik gibi kutsal bir birlikteliğe gelince Alevi-Sünni ayrımını çok rahatlıkla yapabiliyor. Hatta geçmişte akraba olan birçok aşiret bile Alevi-Sünni diye birbirlerine kötü gözle bakabiliyor. Bu durum yer yer hala varlığını sürdürüyor. Türkiye'nin önünde bu konu bir sorun olarak duruyor.

DİYANET TARAFSIZ KALMADI

Bu bağlamda kentlerde Alevi-Sünni ayrışması pek gözlemlenmemekle beraber, topluluklar kendi içinde bu ayrılıkçı düşünceyi taşımaya devam ediyor. Aleviler, Sünnilere Yezit derken, Sünniler de Alevilere Kızılbaş diyerek yer yer birbirlerini itmeye devam ediyorlar. Oysa bu tavırlar ulusal bütünlüğümüze de zarar veriyor. Bu ülkede bizleri birbirimize bağlayan önemli ortak paydalarımız var. Bu paydalar hem dini hem de ulusal niteliklidir. Bu topraklarda bir olan Tanrı'mızı bölüşmeyecek kadar bencil olamayız. Cumhuriyetimizi de bölüşmeyecek kadar bencil olamayız.

Diyanet İşleri Başkanlığı da bu konuda tarafsız olamadı. Kuruluşundan bugüne kadar kaydadeğer bir Kerbela gerçeğini hiçbir zaman anlatmadı. Dolayısıyla Diyanet görevini doğru yapamadı.

Toplumsal barışa hizmet etmek isteyen her kurum ve her insan ilkin gerçekleri masaya koymalı. Bunlar masaya konup doğru bir şekilde anlatıldığında inanıyoruz ki, bu zıtlıklar biraz törpülenir.

2007'DE ALEVİ-BEKTAŞİLERİN ÖNEMLİ GÜNLERİ

Perşembe Günleri: Matem Orucu'na denk gelen Perşembeler hariç, her perşembe oruç tutulur, cem yapılır

31-12.2006 - 3.01.2007: Kurban Bayramı

17-19 Ocak 2007: Masum-u Pak Orucu

20 Ocak 2007 : Matem (Muharrem) Orucu 1. Günü

31 Ocak 2007: Matem (Muharrem) Orucu Son Günü ve Aşure

13 -15 Şubat 2007: Hızır Orucu

21 Mart 2007 : Nevruz Sultan Nevruz (Hz. Ali'nin doğum günü)

6 Mayıs 2007: Hızır İlyas Günü

6-7 Haziran 2007: Abdal Musa'yı Anma Törenleri

2 Temmuz 2007: Sivas Katliamı'nı Telin

16-21 Ağustos 2007: Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri

20-12.2007 - 23.12.2007: Kurban Bayramı

YARIN:DEDELER, BAŞKANLAR VE ARAŞTIRMACILAR NE DEDİ?

İSMAİL PEHLİVAN

 

Site'de Ara

© 2012 Alevi Akademisi
Joomla! GNU/GPL Lisans altında korunan ücretsiz ve özgür bir yazılımdır.