|
Akşam Gazetesi Yıllarca 'saklanarak' yaşayan can'lar, 90'larda başlayan Alevi Rönesansı'yla kimliklerinin peşine düştü. Peş peşe yayımlanan araştırmalar özgüvenini artırdı. Ancak kurumlarda başlayan çekişme ve kısır tartışmalar Alevi aydınlanmasında kırılma yarattı. Bundan da en çok inancını öğrenmek isteyen gençler zararlı çıktı
Alevi Rönesansı sürmeli Türkiye insanı her şeyden önce önyargılarından kurtulup birbirine kucak açma vakti geldiğinde inanıyor. İnsanların arasına nifak tohumları ekenleri bertaraf etmesi toplumsal barışa hizmet eder. Sevgi Anadolu insanının çerağıdır. Anadolu kültürü Türkistan'dan Macaristan'a kadar milyonlarca insanın etkilendiği bir sevgi ışığıdır. Bunu yok etmek isteyenlerin inadına, birbirimizi tüm farklılıklara rağmen tanıyıp kucaklamalıyız. Önkoşulsuz ve önyargısız kabul etmeliyiz. Avrupa engizisyonun çarkında kıvranırken Anadolu aydınlanmacılığının dünyaya ışık tuttuğunu unutmamalıyız. Alevi aydınları, Dedeleri ve gençleri içinde bulundukları sorunların çözümü noktasında gönüllü bir tavır içindeler. Alevilerin kendi içindeki sorunlar her ne kadar Alevilik için sarsıcı bir yanı varsa da bunların çözümsüz olduğunu düşünmüyoruz. Özellikle gençlerin Alevilik konusunda bilgilendirilmesi, onların marjinal akımlara yönelmesini engelleyecektir. ETNİK KÖKEN POLEMİĞİ GEREKSİZ-Erdal Zeki Aslan (Araştırmacı Yazar) Alevi toplumunun önemli sorunlarından biri de, Alevilerin etnik kimliği üzerinde sürdürülen polemiktir. Bunu sürdüren çevreler Alevilerin Kürt veya Zaza olduğunu iddia ederler. Bu sav arşiv belgelerinin sağlıklı irdelenmesi, Safevi kaynaklarının gözden geçirilmesi ile kolayca çürütülebilir. Anadolu Alevilerinin Oğuz Türkmen boylarından oldukları tartışılmaz bir gerçektir. SALDIRI OLARAK ALGILANIYOR-Ali Aktaş (Sosyolog) Alevi inancına yönelik baskılar 1950 sonrasında özellikle Menderes yönetimi sırasında Sünni inancın devlet inancı olarak benimsenmesi ve 1980 sonrasında giderek yaygınlaştırılan birlik adına (?) Alevi köylerine camilerin yapılması, Aleviler tarafından kendilerine yapılan aşırı bir saldırı olarak algılanmaktadır. SÖZLÜ GELENEKTEN ÇIKILIYOR-Gülağ Öz (Ankara Hüseyin Gazi Der. Başkanı) Aleviliğin bugünkü konumuna baktığımızda dağınık ve parçalanmış bir görüntü vermiş olsa bile, Aleviler açısında iyiye doğru bir gidiş gözlenmektedir. Çünkü Aleviler en örgütlenmiş bir dönemi yaşamaktadır. Alevi aydınlar, Alevi yazarlar ve bilim adamları yetişmiştir. Artık Alevilik sözlü bir gelenekten çıkma noktasındadır. Bilimsel sempozyumlar artık Alevilik açısından üst düzeydedir ve bu da Aleviliğin daha iyi anlaşılması bakımından çok önemlidir. SÖZDE ALEVİ ÖNDERLERİNE DİKKAT-Sadık Eral (Yazar) Aleviler adına Aleviliği siyaset tezgahında satışa sunanları da unutmamak gerekir. Bunlar örtülü ödeneklerden para alanlar, bütçeden 'ulufe' kabul edenlerdir. Bunlar Gazi olayları davasında avukat bile tutmamışlardır. Arsa'ya yatırım yapmayı daha 'karlı' bulmuşlardır. Bir bakın Alevi 'önderi' geçinenlereÖ Alevilik diye bir soranları yoktur. Her birinin amacı Alevilerin omzundan çıkar sağlamaktadır. Bunlar her seçim zamanı milletvekili olabilmek için siyasi partilerin genel merkezlerini 'taaf''ederler. 'NEFES'LER KÜLTÜRÜN TEMELİ-Öner Yağcı (Yazar) Anadolu'ya gelen Türkmen boylarının getirdikleri göktanrısal inançlarla kaynaşan eski Anadolu uygarlıklarının çeşitli Hitit, Frigya, Kapadokya, Urartu, Ege, Bizans kültürlerinin, Dionysos törenlerinin, Orpheus-Pythagoras inançlarının İslam'ın Batıni motifleriyle buluşmasının sentezi olan Alevi-Bektaşi kültürü, bu çok renkliliği ve çok boyutluluğu Hacı Bektaş Veli ile sistemleşerek evrensel bir özellik kazanmıştır. Halk edebiyatımızın ve halk şiirimizin en güzel örnekleri ve temsilcileri Alevi-Bektaşi kültüründen gelir. Halk edebiyatımızın önde gelen ozanları bu kültürün armağanlarıdır. Onların 'deyiş' ve 'nefes'lerinde Alevi-Bektaşi kültürünün temelleri vardır. HERKES BİRBİRİNİ HARCIYOR-Abbas Mansuroğlu (Dede) Bugün Alevilik, Alevicilik yapan, Aleviyim deyip Alevi gibi yaşamayan, Alevileri amacı için araç olarak kullananların, ciddi baskısı altındadır. Alevi inancı bu kişiler tarafından sömürülüyor. Başlangıçta Alevi vakıf ve dernekleri Alevi kültürüne hizmet etmek için kuruldular. Daha sonra kimi bu kültüre hizmet etmek için bilgi ve birikimi harcadı, kimileri de siyasi ve çıkar amaçlı boyutta Alevileri kullandılar. Ülkede Aleviler, saygınlık kazanınca bu vakıf ve dernekler işi bir daha ileri boyuta götürerek, her biri ayrı ayrı Alevilerin temsil hakkı kendilerinde olduğunu söyleyerek; Aleviler adına kendilerini söz ve karar sahibi göstererek başta basınımızı ve kamuoyunu yanılttılar. KİMSENİN TEKELİNDE DEĞİL-Doğan Bermek (Alevi Vakıflar Fed. Başkanı) Alevilik İslam dininin bir yorumudur. Bu yorum bazı uluslarca, bazı kavimlerce benimsenmiştir. Herhangi bir ulusun ya da kavimin tekelinde değildir. Zaten evrensel bir inanç sistemini tek bir ulusun / kavimin tekeline almaya çalışan bir yaklaşım, insanı inancın odağına oturtmaya çalışan Alevi İslam inancına da, bu inancın yorumlarına da aykırı olur. GENÇLER NE DİYOR?-TİMURAY BOYRAZ (Almanya - Öğrenci) Alevi gençlerin asıl dertleri Aleviliği kendilerine öğretecek kişilerin mevcut olmamaları. Maalesef manevi boşluktan dolayı daha çok siyasi ideolojilere veya ateizme bulaşanlar oluyor. Çoğu zaman Alevilik saptırılıyor. Aleviliğin İslam içi mi, dışı mı diye gereksiz tartışmalar yapıp, bundan dolayı bizlerin ya kafaları karışıyor veya Alevilikten bıkıyormuş gibi üzücü bir durum ortaya çıkıyor. LEVENT METE (Almanya - Sosyolog) Benim genç bir Alevi olarak beklentim, artık Alevilik ile uğraşılmasın. Bizim kimliğe ihtiyacımız var. Kimliğimizi aldılar ve yüz bin tezler içine çorba ettiler. Gerçeklerden çok uzağız ve devlet artık Alevilerin sesini duyuyor ve ona göre bilim adamlarını ve yüz boyayıcı jestleri üstümüze salıyor AYTEN GÜNEŞ (Öğretmen) Yıllardır büyük şehirlerde yaşamamıza rağmen bir çok insan Aleviliğe hala ön yargılarla bakıyor. Buna rağmen eskiye oranla Alevi olduğumuzu daha rahat söyleyebiliyoruz. Büyüklerimizin baskılar sonucu sakladığı Alevi kimliğini biz gençler yavaş yavaş ortaya çıkarıyoruz. Bunun yanı sıra kentteki hızlı sosyal deformasyona da direniyoruz. CAFER YILDIZ (Öğrenci) Kent toplumunda sürekli Sünnileştirme politikası uygulanıyor. Alevi dernekler değirmen görevi görüyor, öğütüp bırakıyorlar bizleri. Aleviliği temsil edemiyorlar. Devlet ise din eğitimi verirken Sünniliği anlatıyor. Özellikle ramazan aylarında medyanın etkisi ile birlikte birileri bizlere 'siz bizden değilsiniz' diyor. Medya Alevileri tıpkı devlet gibi yok sayıyor. ALİ KARTAL (İşçi) Günümüz koşulların da Cemevlerimizin yasallaşmaması bizler için büyük bir engeldir. Cemevlerinin yasallaşmalı, Alevilik devlet tarafından da tanınmalıdır. Gençlik artık türkü söyleyip bağlama çalmanın dışına çıkmalıdır. Alevilik Diyanet ile asla temsil edilemez. İbadethanelerimize izin verilsin, çünkü cumhuriyet bunu öngörüyor. GANİ KILIÇ (Oto tamircisi) Ben Aleviliği, inancımı anne ve babamdan değil dernek ve vakıflardan öğrendim. Aleviler de bu ülkede yaşıyor, vergi veriyor, askere gidiyor ama buna rağmen eşit davranılmıyor. Devlet bizi Alevi olarak değil insan olarak görmeli. CEMİL ALTAY (Elektrikçi) Eğer devlet bizlere ve ibadethanelerimize gerekli önemi göstermez ise arkadaşlarımız başka yollara meyil edeceklerdir. Cemevleri aynı zaman da toplumsal gelişimin başladığı ve devam ettiği yerlerdir. BİTTİ İSMAİL PEHLİVAN
|