Hilversun Radiosu, Hollanda çapında yayın yapan bir radio. Genellikle dış kökenli topluluklarla ilgili haber ve yorumlar yayımlar. Ramazan ayı kapsamında hazırladığı programlardan birine Alevi Akademisi Başkanı Mustafa Düzgün, HAK-DER Eski Genel Başkanı ve AA Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Güneş, Zaandam Alevi-Bektaşi Kültür Derneği Başkanı ve AA Üyesi Lütfü Köseoğlu’nu konuk etti. Toplantı Sayın Köseoğlu’nun Başkanlığını yaptığı dernekte yapıldı. Konu, Ramazan nedeniyle 11 Eylül olaylarını izleyen gelişmeler ve Alevi sorunu canlı yayında konuşuldu.
Mustafa Düzgün söyleşide özetle şu görüşlere yer verdi: “En başta ABD olmak üzere bir çok Batı ülkesi, komünizmi ve demokratik gelişmeleri durdurmak amacıyla Şeriatçı güçleri kullandılar. Türkiye’de, Orta ve Uzak Doğu’da İslam’ı bir kalkan olarak kullandılar. Örgütleyip yönlendirdiler. 11 Eylül’e gelen süreçte söz konusu bu politikanın doğrudan ve ciddi vebali oldu. Sovyetler Birliği ve Sosyalist Sistem’in kendi içindeki çöküşü sonucu, belirtilen politikanın değiştirilmesine ve yeni stratejilerin ortaya çıkmasına yolaçtı. Ancak boynuz kulağı geçmişti ve küreselleşme döneminde artık yeni politikalar yürürlüğe konmalıydı. Bu dönemde artık siyasallaşan İslam’a ve kökten dinciliğe yer yoktu. Gelinen bu noktada, dini fanatizm sorgulanırken, bu tarihsel arka planın da anımsanmasına gerek duyulduğu kanısındayız. Biz Alevilerin bunda hiç bir vebali olmadı. 1400 yıllık tarihimiz boyunca söz konusu dini fanatizmden çok çektik. Bizi Sivas’ta yakan zihniyet ile Bin Ladin hareketi arasında hiç bir fark yok. Bu harekete karşı, denebilir ki en duyarlı olan kesim Alevilerdir ve bunu tarihleri boyunca korumuşlar, korumaktadırlar. Dileğimiz odur ki, hiç olmazsa şimdiden sonra uygar dünya artık hatalarını görür ve fanatizmi kullanıp körüklemez. Biz kimsenin dini inancının gereklerini yerine getirmesine karşı değiliz. Yeter ki Alevi katletmenin onlara Cennet kapılarını açacağı safsatasından vazgeçsin ve bizim yaşama hakkımıza, inanç ve ibadetimize şiddetle saldırmaktan vazgeçsinler. Bunun da çözümü gerçekten laik ve gerçekten demokratik hukuk düzeninde aranmalıdır. Şeriatı siyasal bir düzen haline getirmek istemeyen, mutmein Sünni kesimi hep olumlu karşıladık. Bizim Ramazan Orucu diye bir farzımız yok. Ve bu nedenle diyecek bir şeyimiz de yok.” Diğer konuşmacılar da bu yönde açıklamalarda bulundular.
HARLEM DERNEĞİ ETAP-I EĞİTİMİ İÇİN HAZIRLIK YAPIYOR
Harlem Alevi Derneği 16 Kasım 2002’de, Akademi Başkanı Mustafa Düzgün’ü davet edip Alevilik’le ilgili bir seminer verdirdi. Bu arada yapmayı planladıkları eğitim için bilgi alıp, 25-27 Nisan 2003 tarihini belirlediler. Alevilik’le ilgili genel bilgilerin aktarılmasından sonra, Akademi’nin çalışmaları hakkında da bilgi veren Düzgün, “Dedeler Yetkinleşme Eğitimi”ne katılmalarını, böylece düzeyli ve yetkin dedelere sahip olma fırsatını kaçırmamalarını önerdi. İçlerinden bazıları AKADEMİ BÜLTEN’e abone oldular.
ALMANYA ÖĞRETMENLER SENDİKASI (GEW)
AKADEMİ İLE 3.SEMİNERİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ
GEW, okutulması düşünülen Alevilik Dersleri’ni de gözönünde bulundurarak, ENW eyaletinde görevli üyesi öğretmenleri hazırlamak amacıyla son iki yıldan beri seri seminerler düzenliyor.
Akademi Başkanı M. Düzgün’ün eğitiliğinde sürdürülen hafta sonu seminerlerinin üçüncüsü, 13-14 Aralık 2002 tarihlerinde yapıldı. Bu bölümde Alevi Edebiyat’ına ağırlık verildi. Önümüzdeki 24-25 Mayıs 2003 tarihlerindeki seminerde ise ağırlık Alevi Tasavvufu’na verilecek. Başlangıçta Alman öğretmenlerin de sıcak ilgi gösterip katıldıkları bu çalışmaların yararlı ve verimli geçtiği kanısı eğemen.
GİFFORN ALEVİ DERNEĞİ BİR DAYANIŞMA GECESİ DÜZENLEDİ
Almanya’nın Gifforn kasabasında faaliyet gösteren Alevi Derneği, Salzgitter ve Hanover derneklerinin Cemevi kurma girişimlerine parasal katkıda bulunmak amacıyla düzenlediği Şenlik büyük ilgi gördü. Salon doluydu ve Kıvırcık Ali’nin yanısıra çokça sanatçı, müzik, tiyatro, folklor ve semah grupları katıldılar.
Akademi Başkanı M. Düzgün de konuşmacı olarak davet edilmişti. Konuşmasında birlik ve dayanışmanın önemini vurgulayan Düzgün, “Bu çabalarından ötürü başta Başkan İmam Meral olmak üzere Yönetim Kurulu’muz üyelerini, emeği geçen tüm herkesi can-ü gönülden kutluyorum. Dilerim ki bu kıvanç verici çaba tüm diğer kardeş kuruluşlarımız için de ciddi bir örnek oluştursun” dedi.
SALZGİTTER’DE CENAZE-DEFİN, KUTSAL GÜNLERİN ERKÂNLARI EĞİTİMİ YAPILDI
Akademi’nin birkaç yıldan beri düzenlediği bu kurslardan Salzgitter Derneği’miz de yararlanmayı ihmal etmedi. Bir süreden beri hazırlıkları yapılan eğitime çok sayıda insan katıldı. Cenazelerin defin hizmetlerinde yaşanan sıkıntıların giderilmesini amaçlayan ve daha önce Bielefeld, Duisburg ve Wiesloch’da yapılan bu kurslardan şimdiye kadar 100’den fazla insanımız yararlandı.
Eğitici olarak Hıdır Koç Dede, Akademi Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Ali İçlek Dede ve Mustafa Düzgün hizmette bulundular.
Açılışı yapan Başkan Mehmet Eroğlu, “Amaç, artık hiç kimseye muhtaç olmadan kendi cenazelerimizi, kendi inanç ve törelerimize uygun olarak bizzat kendimiz kaldırabiliriz” dedi.
Bununla birlikte Muharrem Matemi, Hızır Orucu, Hz. Ali’nin Doğum Günü Nevruz, Kirvelik, Nikah gibi kutsal günlerde zorluk çekilmemesi için, bu günlerin erkânları da öğretildi.
CENEVRE ALEVİ DERNEĞİ DAYANIŞMA ŞENLİĞİ DÜZENLEDİ
Cenevre Alevi Kültür Merkezi, İsviçre’nin ve dünyanın önemli merkezlerinden birinde faaliyet göstermekte. Hem de küçümsenmeyecek sayıda Alevi insanının yaşadığı bir merkez Cenevre. Bu bakımdan Alevi toplumunun sesini duyurmada, destek ve dayanışma sağlama açısından da büuük önem taşımakta.
Yapılan geceye Dertli Divani, Gülcihan Koç, Emrah Mahsuni gibi seçkin ozan ve sanatcılarımız da katılıp, okudukları nefeslerle dinleyicileri coşturdular. Ozan Özgür’ün usta sunuculuğu da işe ayrı bir renk ve çeşni kattı.
Gecenin konuşmacı kadrosu da Dernek Başkanı Hüseyin Yadigaroğlu, İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı İsmail Ataş, Alevi Akademisi Başkanı Mustafa Düzgün oluşturulmuştu.
Yadigaroğlu konuşmasında, “Cenevre’de yaşamakta olan Alevilerin, kendi inanç ve kültürlerine sahip çıkarak daha güçlü bir toparlanmayı gerçekleştirmeleri gerektiğini” vurguladı.
İsmail Ataş’sa “Alevi sorunun demokratik ve yasal zeminde çözümü yolunda önemli gelişmeler yaşanıyor. Tüm kişi, kurum ve kuruluşlarıyla Alevi toplumunun, gerçek anlamda laik ve demokratik bir yapılanma isteyenlerin elele vermeleri, birlikte davranmaları her zamankinden çok daha acil bir görev haline gelmiştir” dedi.
Düzgün konuşmasının önemli bölümünü, kadının Alevi inanç ve kültüründeki yerine, rolüne ve değerine ayırdı. Bununla birlikte güncel sorunlara da değinerek şöyle konuştu:
“Türkiye’nin AB yolunda önemli ilerlemeler kaydettiği bir dönemde hala Alevi sorununun henüz çözüme kavuşturulmuş olmaması, iktidarın önünde büyük bir handikaptır. Bunu halletmeden umduklarına ulaşmaları olanaksız. Batı, bir yandan Türkiye’de Devlet ile Din’in ilişkilerinin laiklik kurallarına uymadığını, diğer yandan sayıları yirmi beş milyonu aşan Alevi yurttaşların, inanç ve ibadet serbestisine sahip olmamalarını sorgulamaktadır. Bir hukuk devletinde bunlar sineye çekilecek şeyler değil. Nitekim, Diyanet İşleriyle görevli Devlet Bakanı Mehmet Aydın da, içinde bir takım tuzaklar taşıdığı izlenimini veren bir açıklama yapma gereğini duydu. Hükümet, Aleviler arasındaki tartışmaları bahane yapmaktan vazgeçmeli. Bundan daha fazlası Sünniler arasında yaşanıyor. Yapılması gereken, suyu yokuşa sürmeden, Alevilerin yasal ve demokratik haklarının tanınması ve bununla ilgili gerekli yasal düzenlemelerin bir an önce gerçekleştirilmesidir.”