|
KORKU İMPARATORLUĞU
Korku içinde yaşayan asla hür değildir
HORATİUS
Korku kültürü bir dünya görüşü, yaşama bakış tarzı ve bir algılama zemini oluşturmaktadır. Korku güçlünün güçsüzü sindirerek ezdiği bir yaşam biçimi ortaya koyup güvensizliği beraberinde getirir…
Kimi insanlar karanlıktan, ölümden, gelecekten, bazıları bencillikten, faşizmden, tecavüzden, şiddetten, işkenceden, kimileri yükseklikten, işsiz kalmaktan, kimisi karanlıktan, kimiyse cinsel kimliğin ortaya çıkışından korkuyor.
Bazı korkular çocukluktan veya aileden genetik olarak gelirken bazılarıysa “toplumsal baskı” ile oluşuyor. Sistemin çarklarının daha iyi dönmesi korkutarak sağlanıyor.
Devamını Oku
Çukurova'nın Bereketli Toprağı Kitap Fuarı İle Yeniden Şenlendi
Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Çukurova Üniversitesi,
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Çağdaşlaşmaya Giden Yolun Öncülerinden Biri Kitaptır
Kitap okuyan toplumlar ile toplumların gelişmişliği arasında doğrudan bir ilişkinin olduğu artık herkes tarafından kabul gören bir gerçektir. Kitap okuyan toplumların dünyayı daha iyi algıladıkları ve çağdaş yaşam değerlerini daha erken benimsedikleri için kent kültürü ve çağdaş toplum olma yolunda daha rahat ilerlemektedirler. Ülkemizin kişi başına kitap okuma düzeyi yönünden okumayanlar sınıfında olması ile insani gelişmişlik yönünde dünya sıralamasının sonlarında olması arasında da bir ilişkinin kurulması da yüksek olasılıktır. Gelişmiş batı ülkelerinin kişi başına yıllık gelirleri ile eğitim düzeyi arasında da bir ilişki kurulmakta olup, eğitim düzeyi bir yıl artınca kişi başına milli gelirin 4000 dolar artığı hesaplanmaktadır. Bu bağlamda eğitim düzeyini artıran ve okuyan toplumların gelişmişlik düzeylerinin bir tesadüf değil bilinçli bir sürecin sonucu olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede ülkemizin okumaya daha fazla önem vermesi, insanın okul kitabı dışında da değişik konuları okuması ve bilincini yukarı çıkarması yaralı olacaktır.
Devamını Oku...
Arif Bilgin
„NAMUSUM(UZ)A SAHİP ÇIKMAK“
30 Aralık’ta Köln’deydik. Alman devlete ait ARD televizyonuna bağlı NDR kanalının yediği naneyi protesto ediyoruz. Bulunduğum kentin, şimdi artık tamamen sosyalist gençlerin kültür-sanat çalışmaları yaptığı otuz küsür yıllık „namuslu“ bir işçi derneğinin kiraladığı otobüsle gidiyoruz. „Namuslu“ dedim çünkü gençler otobüste niye bu mitinge katıldıklarına dair konuşurken doğrusu güzel bir „namus“ tarifi de yaptılar: „Namus, emeğin sömürülmesine karşı çıkmaktır, namus Irak’ta, Afganistan’da, Afrika’da başka yerlerde emperyalist işgallere karşı çıkmaktır,...
Devamını Oku...
Esinlerimiz:
Bir bilgenin dediği gibi “Hiçbir söz yoktur ki; güneş altında söylenmemiş olsun”. Bizden kaynaklanan bu sözler düşüncemizle iç dünyamızın derinliğine daldığımızda esinlerimizdir. Önceleri pek önemsemediğim sözleri sonraları not almaya başladım. İşte benzerlerinin olabileceği bu sözler, zaman zaman düştüğüm kısa notlarım ve yazılarımda, şiirlerimde de kullandıklarımdır.
GÜZEL SÖZLER
Ali KAYKI
*** Aramak düşüncenin hareket noktası, bulmak varıştır. Düşünen insan, varılan her hedeften sonrasının da olduğunu / olabileceğini varsayandır.
*** Asıl gelişmişlik teknolojide değil, insanda olmalıdır. Böylelikle doğa da tahrip edilmemiş olur.
*** Baba oğlunu kendinden ileriye taşıyamamışsa, ya beceriksizliğindendir ya da oğlunun haylazlığından...
Devamını Oku...
Türkiye'de İslamcılığın Başarısızlık Sebepleri
(Ve İran'ı model alıştaki yanlışlık)
Sokak Filozofu
ÖZKAN ŞAHİN / 2005
Türkiye ideolojik karakterini belirlediği ve bu ideolojik karakter ile siyasal ve toplumsal yapılanmayı şekillendirmeye giriştiği ilk yıllardan beri sınırları içerisinde büyük siyasal ve toplumsal sorunlar yaşadı. Bu siyasal ve toplumsal sorunların çoğu (özellikle de büyük olanları) hala çözülememiş olmakla birlikte, çözülmüş gibi görünenleri de ileride bir gün açığa çıkmak üzere bir kenara gizlendi.
Devamını Oku...
Türkiye, İslam, Ortadoğu ve Toplumlar Üzerine Deneme-1-
ÖZKAN ŞAHİN
Sokak Filozofu
-----------------------------------------------------------------------
icq: 150830728
1.
İslam, ister geçmişten günümüze ulaşmış bir gelenekler bütünü, isterse yaşanmazsa olmaz bir hayat tarzı olarak kabul edilsin, dünya üzerinde geniş bir taraftar kitlesi ile varlığını sürdürmektedir. Lakin sürdürülen bu varlık, yaklaşık üç asırdan beri sınırları, şekli, yapısı, niteliği ve hatta adı bile belli olmayan bir değişim (inkılap ya da irtica) hareketinin baş unsuru olmuştur. Kendine has özellikler taşıyan ve her sosyolog, her tarihçi, her ilahiyatçı için bol malzemeli bir araştırma-değerlendirme konusu olan bu değişim süreci, evrensel ve soylu bir sonuca ulaşamadan çürük bir balon gibi patlamaktadır....
Devamını Oku...
REŞAT NURİ'NİN BİR ESERİNDE "KIZILBAŞLAR & MUMSÖNDÜ"
Alevi-Merkez ve Alevi-Sünni Yabancılaşması ile
Alevi-Cumhuriyet İlişkisine Kısa Bir Değini
ÖZKAN ŞAHİN
11.yüzylın ortalarında başlayan “Babailer isyanı” ile Heteredoks Türkmen zümrelerin, Sünni merkeze karşı takınacakları tavır yavaş yavaş belirginleşmeye başladı . Moğol tahakkümünün ardından tabela devlet haline gelen Anadolu Selçuklu Devleti’nin otoritesini tamamiyle kaybetmesi üzerine bu Heteredoks Türkmen zümreler yeni süreçte oluşmaya başlayan “Beylikler” içerisinde aktif veya pasif rol oynayarak varlıklarını sürdürdüler.
Devamını Oku...
|