|
Giriş: Avrupa ülkelerinde. ağırlıkla da Almanya'da olmak üzere yaklaşık bir milyon Alevi'nin yaşadığı tahmin edilmektedir. Bunların ezici çoğunluğu Türkiye çıkışlı olup bulundukları ülkelerde yerleşmiş durumda. Bir bütün olarak bu nüfusun Alevilik bilgi ve bilincini yükseltmek, inanç ve kültürünü koruyup geliştirmek, Akademi'mizin başlıca amacını oluşturur. Türkiıe, her ne kadar laik bir ülke olduğu iddiasında ise de, gerçekte Sünni İslam'ı resmen ve devlet dini olarak benimsemiş, Alevilik ve diğer bazı inançlara yasal planda varolma hakkını tanımamıştır. Onun yürütümü görevini ise Devlet teşkilatı içinde yeralan. giderleri Devlet Bütçesi'nden karşılanan, Diyanet İşleri Teşkilatı diye adlandınlan resmi bir devlet dairesine bağlanmıştır. Cumhuriyet yönetimi, hukuku. eğitimi, devlet yönetimini ve bizzat Cumhuriyet'in kendisini şeriat'ın etki ve belirleyicilik alanı dışında tutmayı başarırken; dini tercihini Sünnilik'ten yana yapmış, din eğitimi de dahil, yalnızca Sünni kesimin dinsel gereksinimlerini karşılamayı yeğlemiştir. Nedenleri ne olursa olsun bu durum, laiklik ilkesini sakatlamış, ülkenin demokratikleşmesinin önündeki başlıca engellerden birini oluşturmuş, Alevi toplumunun yüzııllardan beri karşı karşııa yaşadığı ağır baskı haksızlıkların ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti döneminde de sürüp gitmesine yol açmıştır. Bu durum Alevi inanç ve kültürünün korunup gelişmesini olumsuz yönde etkilemiş, oldukça zorlaştırmıştır. Tarihin bu gününde bile hala kayda değer bir toparlanma gösterememişsek, olması gereken kurum ve kuruluşlara hala sahip olamamışsak. bunun nedenlerinin yüzıllarla ifade edilen geçmişin ağır ve acımasız koşullarında aranması gerektiği kansındaıız. Alevilik, Osmanlı döneminde olduğunu gibi hala ıasaklı olmaıa devam ediyorsa, ancak gizlilik koşullarında ve ağır bedeller ödenerek bugüne kadar gelebilmişse. inanç ve kültür değerlerimizin çoğu hala sözelliği aşıp yazılı ve yeni değerleri üretebilir hale getirilememişse. kendimizi ne denli şanslı ve başarılı sayabiliriz? Devlet destekli şeriat, Aleviler bakımından, baştan beri büyük acı ve sıkıntıların kaynağı olmuş; sadece Alevilığin ve Aleviler'in değil, çağdaş ve modem bir toplum yaratmanın da önünde büyük engel oluşturmuştur. Düşün. sanat. edebiyat, felsefe alanlan, sevap ile günah arasında sıkışıp kalmış, besbelli ki bir bütün olarak kültür dünyası da bundan ciddi zarar görmüştür. Söz konusu bu alanlarda büyük ustalar yetiştiren Aleviliğin böylesine kıskaca alınmasından, sadece Aleviler değil, esasen tüm ülke ve insanlık da olumsuz yönde etkilenmiştir. Gerek dünyada gerek bizzat Türkiye'de meydana gelen gelişmeler sonucu, söz konusu hata ve haksızlıkların kısmen de olsa anlaşılmaya başlandığını gösteren kimi belirtilerin ortaya çıktığı olgusuna değinmeden geçemeyiz. Son yıllarda yasakçı tutumun az da olsa gevşetildiğine, Aleviler'le ilgili toplantı ve açılışılara Devlet büyüklerinin de katılıp sempati gösterisinde bulunduklarına tanık olmaktayız. Bu gelişmenin, gerilimin düşürülmesi, yadırganma ve iftiraların etkisinin azalması, Alevi yurttaşların güven ve umutlarının artması gibi çeşitli yönlerden yararlı sonuçlar doğurduğunu söylemek yanlış olmaz. Ancak bu ve benzeri gelişmelerin Alevi sorununun çözümüne yetmediği, geçici rahatlamaların ötesinde bir değer taşımadığı da açık bir gerçektir. Kanunla getirilip, baskıcı uygulamalara yolaçan yasakların, ancak yeni yasal düzenlemelerle aşılabileceği, hakların tanınması ve gerekli güvencelerin hayata geçirilmesi ile sorunun aşılabileceği ortadadır. Bu yönde ise henüz herhangi bir adımın atıldığına tanık olmuş değiliz. Ayrıca ne siyasal iktidarların tutumunda ne de siyasal partilerin politikalarında kayda değer, olumlu herhangi bir değişiklik henüz belirmiş değil. Özcesi, Alevilik, 25 milyon Alevi yurttaşın bulunduğu Türkiye'de hala sorun olmaya devam etmekte ve bu durum, biz Avrupa ülkelerinde yaşamakta olan bir milyona yakın Alevi insanını da yakından ilgilendirmektedir. Avrupa'daki genel problemlerimizin yanı sıra, geldiğimiz Türkiıe'de süre gelen Alevi sorununun çözümü için de çaba gösterme zorunluluğu ile karşı karşıya bulunduğumuzu unutmamalıyız. Akademi olarak, Alevi sorununun çözümü noktasında, kaçınılmaz olarak tarafız ve bu bizim başlıca görevlerimiz arasında yer almaktadır. Doğru ve gerçekçi hedeflerin belirlenmesi, sonuç alıcı çözümlerin üretilmesi, bizce, başarının ana koşulu olarak görülmelidir. Akademi bu konuda üstüne düşeni yapmaktan geri durmamış, tutarlı öneriler geliştirerek yol gösterici bir rol oynamıştır. Önümüzdeki süreçte de, bu çabaların aynı özen ve ciddiyetle devam edeceğinden kimse kuşku duyulmamalıdır. Türkiye kökenli Aleviler, 1960'lı yılların başlarında Almanya'ya ve diğer Avrupa ülkelerine gelmeye başladılar. Ancak 1980'li yılların sonunda, önce Almanya'da olmak üzere, çeşitli Avrupa ülkelerinde hızla örgütlenmeye başladılar. Bundan amaç, bulundukları Avrupa'da inanç, kültür, yaşam tarzı, töre ve geleneklerinin gereklerini serbestçe yerine getirmek, geldikleri ülke Türkiıe'de baskı altına alınıp kurumlaşması önlenmiş olan Aleviliğin önünü açmak, yaşamasını, gelişip güçlenmesini sağlamaktı. Demekleşme biçiminde başlayan bu çabalar, Federasyonlar düzeyinde devam etmektedir. Kadın-erkek, genç-yaşlı, öğrenci, her düzeydeki Alevi'nin, kendi inanç ve kültürü konusunda gerekli bilgileri edinmek, her Alevi'nin hem hakkı hem temel ihtiyacıdır. Bunun karşılanmasını, yurttaşı ve ulusal kültürünün ana ögesini oluşturduğumuz Türkiye'den bekleyip duramazdık. O halde kendi öz gücümüze yaslanmak, kendi maddi ve manevi gücümüzden medet ummaktan başka yol ve umut da yoktu. Ne var ki, bizim gibi toplumlarda, söz konusu maddi ve manevi potansiyeli açığa çıkarıcı yeterli bilince ve devindirici iç dinamiklere sahip olunduğu da rahatlıkla söylenemez. Görüldüğü gibi, örgütsel konumu, bireysel tutumu ve durumu ne olursa olsun, "Alevi’ıim" diyen herkese düşen görev, üstüne düşenleri hakkıyla ıerine getirmektir. Bunun için de içtenlikli olmak, sorunu doğru algılayıp gerçekçi yol ve yöntemler izlemek, her şeyden önemlisi de, ana ve temel esaslarda açık ve kararlı bir tavır sergilernek gerekmektedir. Aleviliği anlam ve konumundan uzaklaştırmak, onu amaç ve hedeflerinden saptırarak kendi kişisel ve siyasal arzularına malzeme yapmak isteyen kişi, kurum ve çevrelerin bulunduğunu söylemek artık bir kehanet değil. Bununla birlikte bilmeden, konuları yeterince irdelemeden havaya kapılan, başkalarının değirmenine su taşıyanlar, onlara malzeme hazırlayanlar da yok değil. Tam da bu noktada Alevi Akademisi'ne önemli görevler düştüğünün bilinciyle hareket etmek zorundayız. İçine girilen bu dönem Akademi'mizin kurumlaşmasını tamamlamak bakımından büıük bir önem taşımaktadır. Uzun çabalardan sonra "Alevilik Müfredat Programı" hazırlanmış; Dedeler'in yanı sıra, Heidelberg Üniversitesi İslami Bilimler Enstitüsü öğretim üyelerinin de bilimsel alandaki işbirliği ve katkıları bunda belirleyici olmuştur. Uygulama aşamasına gelmiş bulunan tüm bu çaba ve girişimler, gerçekleşme şansım yakaladığı taktirde -ki önümüzde ciddi bir engel kalmamıştır- kurumlaşma sürecimiz tamamlanmış olacak, önümüzdeki bir kaç yılda, Almanya'da tam bir resmiyet kazarnlmış olacaktır. EĞİTİM ÇALIŞMALARI Alevi inanç ve kültürünün korunup geliştirilmesi, araştırılıp özüne uygun bir biçimde sunulması, Alevilik bilincinin geliştirilip yaygınlaştırılması, eğitim çalışmalarımızın belirleyici ilkesi olmuştur. Maddi olanaklarımızın son derece kısıtlı olduğu açık bir gerçek. Kurucumuz ve destekleyicirniz olduklarını bildiğimiz Alevi kuruluşları, Akademi’ye aktarılmak üzere henüz herhangi bir fon ayırmış değiller. Buna karşın koşullar zorlanarak ayakta durmaya, asgari düzeyde de olsa toplumumuzun beklentilerini karşılamaya çalışmaktayız. 1999-2001 çalışma döneminde yapılan eğitim etkinliklerini şöyle kategorize etmek mümkündür: . Açık Yüksek Öğretim. ."Alevilik Dersleri Öğretmeni"yetiştirme programı . Dedelik Kurumunun Yeniden Yapılandırılması ve Dedele’in Eğitimi. . Alevilik Okulları Etap-I ve Etap-II. . Cenaze ve kutsal günlerle ilgili erkânın yürütülmesi amacıyla düzenlenen kurslar . . Seminer, panel vb. toplantılar. AÇIK YÜKSEK ÖĞRETiM Alevilik Dersleri Öğretmeni olarak görev yapabilecek nitelikte eleman, toplumumuzun gereksindiği özelliklere sahip Dede ve kültür adamı yetiştirmek, toplumumuzun Alevilik bilgi ve bilincini yükseltmek, Alevi insanımn yaşamakta olduğu Avrupa ülkelerinde entegrasıonunu kolaylaştırmak amacıyla bu projenin hazırlarnp uygulanmasına gerek duyulmuştur. Açık Yüksek Öğretim, yaklaşık bir milyon Alevi'nin eğitimini hefeflemekte. İçinde bulunulan bu koşullarda en uygun ve en az masraflı yatırımın ancak böyle bir proje ile olanaklı olacağı düşünülmektedir. 1999-2001 çalışma döneminde söz konusu projenin hazırlıkları yapılmış, sıra uygulama safhasına gelmiş bulunmaktadır. Açık Yüksek Öğretim'de her gün devam zorunlu olmadığı için, kendilerini geliştirmek isteyen kişiler, daha serbest hareket etme olanaklarına sahiptirler. İşten ve okuldan artan zamanlarında, tatil ve hafta sonlarında, Açık Yüksek Öğretim'in sağladığı video-kaset. CD, kitap vb. hazır materiyalden yararlanarak eğitimlerini gerçekleştirebilirler. Bir taraftan link üzerinden öğretmeni dinleme (video-konferans) olanaklarının sağladığı kolaylıklara, diğer taraftan çeşitli zamanlarda. elinin altındaki araç-gereçten yararlanarak okuma, dinleme ve izleme olanaklarına sahip olacaklar. Bunun için de, gerekli teknik araçlarla donatılmış bir stüdıo odasından, iş ve okul saatleri dışında, tek merkezden yapılacak yayınlar istenen başarılı sonucu elde etmeye yetecektir. Açık Yüksek Öğretim, aşağıdaki olanak ve araçlardan yararlanarak çalışmalarını hayata geçirmeyi planlamaktadır: . Internet üzerinden yapılacak video-konferans yayımla. . Kitap, video-kaset, CD vb. araçlar yoluyla gerekli bilgileri izleyicilere aktararak. . Yüzyüze konuşarak. Kısaca belirtmek gerekirse, Akademi merkezimizde oluşturulacak bir stüdyodan, kompütörü bulunan kişi ve kuruluşlara canlı veıa paket yayın yoluyla bilgi aktarımında bulunulacaktır. Yukarıda değinilen alanlara ilişkin olarak, ilgili uzmanların verecekleri derslerin çekimleri yapılacak ve bu, ya çekim anında "canlı" olarak ya da daha sonra "paket" yayın biçiminde izleyicilere iletilecektir. Konuyu herhangi bir nedenle izleyememiş bulunanlara ise, yayını tekrarlama ya da kitap, video-kaset. CD gibi araç-gereçlerle ilgiliye ulaştırarak telafi yoluna gidilecektir. Bu yolla konuları izlemiş olanlar, sorularını, teknik olanaklar varsa konuşmanın seyri içinde telefonla. değilse e-mail yoluyla, bu da yetmezse her terminin bitiminde eğitim merkezimizde hazır bulunacak olan ders öğretmenlerine, sorularını bizzat yöneltip cevabını alabilirler. Belirli bir termin sonunda. izlenen derslerden sınavlara girilecek, başaranlar. sözkonusu dersten geçmiş sayılacaklar; başaramayanlarsa başarısız oldukları ders veya derslerden daha sonra. tekrar sınavlara girecekler. Açık Yüksek Öğretim yoluyla ıapılan eğitim faaliyetlerine öğrenci olarak katılanlar. maddi olarak. belirli miktarda maddi külfetle yükümlü kılınacaklar. Bununla birlikte eğitim araç-gereçlerinden, link üzerinden yapılan yayından; başarı ölçümü, sınav. sertifika, diploma gibi olanaklardan yararlanacaklar. Kayıtlar, öğrenci işlemleri, bilgilendirme, sınav vb. Çalışmalar, halihazırdaki merkezimizden yürütülecektir. Her ögrencinin ögrenci kimlik kartı olacak, uygun aralıklarla yenilenerek herhangi bir olumsuzluğa meydan verilmemeye çalışılacaktır. Link üzerinden yapılacak "canlı" veya "paket" yayınlarda işlenen konular, duruma göre kitap, CD, kaset haline getirilerek, isteıen herkesin yararına sunulacaktır. Açık Yüksek Öğretim, ilk etapta eğitimin şu konularda yapılmasını planlanmaktadır: . Üç yıllık akademik öğretim. . Alevilik Dersleri'ni okutacak öğretmenlerin yetiştirilmesi. . Gençliğin eğitimi, kötü alışkanlıklardan uzak tutulması ve entegrasıonlarının kolaylaştırılması. . Kısa süreli kitle eğitimi. . Kadınlara yönelik programlar. . Yönetici kadroların eğitimi. . Dedelik kurumunun yeniden yapılandırılması ve Dedeler'in eğitimlerinin gerçekleştirilmesi. AÇIK YÜKSEK ÖĞRETİM NEDİR? Açık Yüksek Öğretim'i örgün öğretimden ayıran ve günümüzde onu öne çıkaran bir çok etken bulunduğunu görmeden geçemeyiz. Bilimsel ve teknolojik gelişmenin sağladığı kolaylıklar ve ortaıa koyduğu olanaklar, toplumsal yaşamın diğer ihtiyaç ve zorunlulukları ile birarada düşünüldüğünde, bunun önemi daha bir kendisini gösterir. Öğretici ve öğrenciyi dersane ya da belirli bir mekânda biraraya getirerek, eğitim ve öğretim etkinliğini gerçekleştiren örgün eğitimin tarihi oldukça eskidir. Geleneksel eğitim uıgulamalarının dayandığı bu eğitim tarzı, günümüzde artık eğitim gereksinimini yeterince karşılayamaz olmuştur. Bunun birçok nedeni var: Birincisi, nüfus artmış ve toplumun eğitim gereksinimi büyük bir derinlik ve genişleme göstermiştir. Bunun sonucu, gerek eğitim hizmetlerinin yerine getirilmesinde gerekse sunumunda altından kalkılması güç, büyük zorluklar ortaya çıkmıştır. Örgün eğitimin öğretmen ve öğrenciyi belirli bir mekânda biraraya getirip, sıcak ve canlı bir etkileşim sağlaması, eğitimin derinleştirilip pekiştirilmesi, aynca eğiticinin düşünüş ve davranış tarzıyla da öğrenci üzerinde etkili olması bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Ancak gelinen bu koşullarda, sırf bu neden yüzünden, onun tek ve geçerli model olduğunda diretmenin fazlaca bir yararı da yok. Bununla birlikte Akademi'miz, işin önem ve yararını dikkate larak link üzerinden ve bizzat konunun uzmanları tarafından yapılan canlı yayınlara da büyük yer vermeyi kararlaştırmıştır. Ayrıca belirli aralıklarla, öğretmen ve öğrencilerin karşılaşmalanna, e-mail, faks, telefon vb. araçlarla iletişimde bulunmalarına da önem verilmektedir. Bu durumda, açık öğretimin gerek nitelik, gerek insana kazandıracağı bilgi ve davranış düzeyi yönünden, örgün eğitimden aşağı kalır tarafı artık kalmamıştır. Bir kez öğretim elemanı bakımından, örgün eğitimdeki sıkıntı ve sınırlılık açık öğretimde sözkonusu değil. İlgili konuda söz sahibi ve istenilen yeterliliklere sahip tüm herkesten yararlanılabilir, izleyici sayısı alabildiğine geniş tutulabilir ve hızla ilerleyen teknolojik gelişmelerin ortaya çıkaracağı olanaklar verimli bir biçimde kullanılırsa, bir çok sorun kolaylıkla çözülebilir. İkincisi, açık öğretimin, günümüzde hemen herkesin kolaylıkla sahip olduğu ve kullanabildiği internet, bilgisayar, televizıon, radio, basılı araç-gereç, hatta eğitimciıle yüzıüze gelme gibi çokça olanak ve fırsatlara sahip olmasıdır. Kısacası koca koca binalar yapıp, üniversite ve yüksek okullar açarak, buralarda yüzlerce elemanı istihdam etme olanaklarından yoksun bulunan bizim gibi toplumların, açık öğretim modeline yönelmeleri hem gerçekçi, hem de son derece akılcı bir seçenek olarak değerlendirilmelidIr. SINAVLAR VE BİLGİ ÖLÇÜM YÖNTEMLERİ Yukarıda belirtilen yolla konuları izlemiş olanlar, yeterince aydınlanamadıkları konulara ilişkin sorularını, geleneksel ve teknik olanaklardan yararlanarak, ilgili öğretim üyelerine iletir, yanıtlarını yazılı olarak alabilirler. Bununla birlikte, olanakları varsa her eğitim döneminin bitiminde, sınavlardan hemen önce, eğitim merkezlerimizde biraraıa gelecek olan ders öğretmenlerine, sorularını bizzat yöneltip cevaplarını alabilirler. Sınavların yapılacağı yer ve adresler, sınavlarla ilgili bilgi ve uyarılar en az bir ay önceden ilgililere duyurulur. Belirli bir termin sonunda, izlenilmiş olan derslerden sınavlara girilecek, başaranlar, sözkonusu dersten geçmiş sayılacaklar; başaramaıanlarsa yeniden sınava alınacaklar. Açık Yüksek Öğretim yoluyla yapılan eğitim faaliyetlerine öğrenci olarak katılanlar, maddi olarak az çok, belirli miktarda bir maddi külfetle yükümlü kılınacaklar. Bununla birlikte eğitim araç-gereçlerinden, 1ink üzerinden yapılan yayından; başarı ölçümü, sınav, sertifika, diploma gibi olanaklardan yararlanacaklar. Her öğrencinin, öğrenci kimlik kartı olacak, uygun aralıklarla yenilenerek herhangi bir olumsuzluğa meydan verilmemeye çalışılacaktır. DÖRT YILLIK AKADEMİK EĞİTİM: Lisans düzeyinde eğitim yapmaktan amaç, Alevi inanç ve kültürünün, çağdaş diğer inanç ve kültürler gibi, bilimsel yöntemlerle derinlemesine araştınlıp incelenmesine olanak tanımak, bunun devamı olarak Alevilik konusunda uzmanlık düzeyinde, gerekli yeterliliğe sahip kişiler yetiştirmektir. Bunun için de, asgari lise ve dengi okul mezunu olan, istekli kişileri öğrenci olarak kabul etmek, burayı bitiren yetenekli kişilere branşlarında ihtisas yapma ve uzmanlaşma fırsatlarını yaratmaktır. Bununla birlikte, üniversite ve yüksek okullarda, Alevi inanç ve kültürü konularında çalışma yapan kişi ve kurumlara yardımcı olmaya, yetkinleşmeleri yönünde katkı ve işbirliğine ayrıca önem ve özen gösterilmeye çalışılacaktır. Bu amaçla merkezimizin bulunduğu Wiesloch'da Akademi'miz bünyesinde bir Kütüphane ve Arşiv oluşturulmaya başlanmış, gelecek olan araştırmacılara kolaılık olsun diye bir de bir yatakhane hazırlanmış bulunmaktadır. Lisans eğitimine katılacak olan öğrenciler, "Alevilik Müfredat Programı"nda yeralan konuların hemen hemen tümünü izleyecek, başarılı oldukları taktirde diploma alma hakkını kazanacaklardır. Derslerin verilmesinde, konularında uzman ve akademik kariyer sahibi olan kişilerden yararlanılacak ve aynı düzeydeki Avrupa eğitim kurumlarının sahip oldukları kural ve kriterler ölçü alınacaktır. Öğretim üyesinin kim ve nereli olduğuna bakılmaksızın, akademik konumu ve konuyla ilgisi belirleyici olacak. Şunu sevinerek belirtmeliyiz ki, bu koşulları haiz çokça öğretim üyesi bulunmakta ve Akademi ile çalışmaya açık bir tutum göstermektedirler. Hazırlıkları yapılmaya başlanmış bulunan ders kitapları ve diğer araç-gereçler, görüşlerinden yararlanılan kişi ve komisyonlar tarafından incelenip prosedürü tamamlandıktan sonra uygulamaya konulacaktır. Üç yıllık akademik eğitime alınacak öğrenciler, ayrıca herhangi bir özel ayırıma tabi tutulmadan, Alman Akademi ve Üniversiteleri'nin öğrenci alımında benimsediği koşul ve kriterler esas alınacaktır. Müfredat ve eğitim programları ise Akademi'miz ile Heidelberg Üniversitesi İslami Bilimler Enstitüsü öğretim üyelerinin bilimsel alanda işbirliğiyle hazırlanmış, böylece emsal bilim kurumları ile denk bir eğitimin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. ALEVİLİK DERSLERİ ÖĞRETMENLERİNİN YETİŞTİRİLMESİ İslam Dersleri'nin okutulması yönünde Berlin Mahkemesi'nin aldığı karar sonucu, Aleviler'in de kendi inançlarını, Alman okullarında resmen ve dersler halinde okutması olanağı ortaya çıkmıştır. Hiç kuşkusuz bu olanak Aleviler için son derece büıük bir önem taşımaktadır. Sünni İslam’ın, dünyanın elliden fazla ülkesinde resmen benimsenip okutulduğu herkesçe biliniıor. Örneğin Türkiye'de bizzat devlet eliyle, orta ve yüksek okullar düzeyinde dini eğitim yapılmaktadır. Kuran Kursları, Imam-Hatip Okulları, İlahiyat Fakülteleri, Yüksek İslam Enstitüleri bunlardan bazılarıdır. Tüm bu olanakların yanı sıra, "Din ve Ahlak Bilgisi" adı altında sunulan, gerçekte ise Sünni İslam'ın öğrencilere empoze edilmesinden başka bir şey olmayan bu ders, Anayasa'ya konularak zorunlu hale getirilmiştir. Başka deyişle laik olduğunu iddia eden bir ülkede, Aleviler, Anayasa marifetiyle Sünni olmaya zorlanmaktadır. Alevilik ise hala yasak olup, ne okutulmakta ne Alevi dinadamı yetiştirilmekte ne de devletin maddi ve manevi desteğinden yararlanılmaktadır. Bu yüzden, Almanya'da Alevilik Dersleri'nin okutulması, Aleviler bakımından son derece büyük bir önem taşımaktadır. Yirmi beş milyon insanın, tarih boyunca baskı altında tutulmuş olan inanç ve kültürünü, Almanya ve Avrupa'nın diğer ülkelerinde serbestçe okuması, toplumumuzun tarihsel özlemlerinden birinin hedefine kavuşmuş olması anlamına gelir. Açıktır ki, Alevilik Dersleri'nin okullarda okutulabilmesi için, her şeyden önce o dersi Almanca olarak okutacak öğretmenlerin yetiştirilip eğitime hazır hale getirilmelerini gerekli kılmaktadır. Hiç kuşkusuz bu çaba, diğer Avrupa ülkelerindeki gelişrneleri de olurnlu yönde etkileyecek, önümüzdeki süreçte oralarda da meydana gelecek olan fırsatların değerlendirilmesini kolaylaştıracaktır. Alevilik Dersleri öğretmeni olrnası istenen kişinin ille de Alevi olması gibi herhangi bir ayırımın gözetilrnesinden yana değiliz. Esasen bunun için gerçekçi bir neden de yoktur. Öğretrnenin öğretmenlik yapabilmesi için gerekli koşulları taşıması, öğretmenlik yapacak liyakata sahip olması, bizirn için başlıca koşul sayılmaktadır. Bu nedenle daha önce gerekli pedagojik eğitimi almış, öğretrnenlik formasıonuna sahip veya öğretrnenlik yaprnakta olan herhangi bir kimse, Alevilik'le ilgili gerekli bilgileri edindikten sonra, Alevilik Dersleri Öğretmeni olarak da görev yapabilir. Belirtilen koşullara sahip ve istekli olan öğretmenler bakırnından yapılrnası gereken, Alevilik konusunda gerekli bilgi ve donanıma sahip olmalarının sağlanmasıdır. Bir de, ders kitapları ile öğretmen el-kitabı vb. ders materyalinin hazırlanıp hizrnetlerine verilmesi yeterli olacaktır. Konuyla İlgili Genel Bilgiler: Yoğun bir eğitirn prograrnı izlenerek, kısa zarnanda yetişmeleri için çaba gösterilecek. Ternel amaç, adaylara Alrnanya ve diğer Avrupa ülkelerinde geçerli olacak “Alevilik Dersleri Öğretmeni" resmi sıfatını kazandırmaktır. Adaylar; öğretmenlik formasyonuna sahip olmak veya bulundukları Avrupa ülkesinde halihazırda öğretmenlik yapabilme durumunda olmalılar. Bununla birlikte yaşadığı ve ilerde öğretmen olarak çalışacağı ülkenin dilini de bilmelidirler. Öğretmen eğitiminde öğretim üyesi olarak çalışacak kişilerin, Türkiye ya da Avrupa'da herhangi bir yüksek okuldan, üniversiteden diploma almış olmaları gerekmektedir. Bununla birlikte; Dinler Tarihi, Din Felsefesi, Pedagoji ve Psikoloji, İslam Bilimleri, Osrnanlı ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Din Bilimi, Müzik Bilirnleri gibi disiplinlerden en az birinde uzrnan olmak durumundadırlar. Eğitim Programı: 1.DÖNEM: Aleviliğin Ternel Kavramları İslam Tarihi Alevilik Tarihi Alevilik'te Müziğin Önemi Osmanlı Ve Türkiıe Cumhuriyeti Tarihi Aleviliğin Alt-Grupları 2.DÖNEM: Alevilik'te Törenler ve Bayramlar Şiilik ve Alevilik Karşılaştmalı Dinbilim Avrupa'da Alevilik ve Aleviler Almanya' da Alevi Gençliğin Sorunları Alman Okullarııı'da Alevilik Eğitimi (yapısı, içeriği, kitaplar) Uygulama Planı: Dersler, bir dönem için 12 hafta sonunu kapsayacak şekilde planlanacak ve bir hafta sonu toplam 12 ders saatinden oluşacaktır. Örneğin Cuma 3, Cumartesi 6, Pazar 3 saat olmak üzere toplam 12 saat sürecek. Her dersin kredisi 20 olup, bir dönemin toplam kredisi 120'dir. Her konuyu bir uzman sunacak ve bu iki hafta sonu sürecektir. Böylece her dönem için sadece 6 uzmana ihtiyaç olacak. Her sınıfta öğrenci sayısı 20 kişiyi geçmeyecek. Her dersin sınavı, bir sonraki dersin başında ve bir saat olarak yapılacak. “Dönem” bitirme sınavları için de, dönem sonunda bir Cumartesi günü belirlenecek ve üç saat süren bir sınav yapılacak. Ders bitirme sınav sorularının hazırlanmasını ve değerlendirilmesini, dersi veren kişi yapacak; dönem sonu sınavlarını ve değerlendirmelerini ise bir komisyon üstlenecek. Bitirme sınavını kazananlara “Diplom tür Alevitische Religionslehre" verilecek. Öğretmen yetiştime konusundaki çalışmalarımız, program olarak, artık uygulama aşamasına gelmiş bulunuyor. Kısa bir süre gerekli duyurular yapılarak öğrenci kaydına başlanacak ve talebe göre dersaneler açılarak işe başlanacaktır. Yaklaşık bir yıl sonra da Alevilik Dersleri Öğretmenleri, sınıflara girmeye hazır hale getirilebilirler. Ne var ki iş bununla bitmiş olmaz. Açıktır ki başta Almanya olmak üzere, diğer Avrupa ülkelerinin Aleviler'in varlığını ve inanç eğitimi konusundaki haklarını tanımalan ve uygulamaya giden yolu açmalan gerekmektedir. Bunun yanı sıra her ülkedeki merkezi Alevi kuruluşun da Alevileri temsil yeteneğini ortaya koyması, söz konusu bu çalışmamıza omuz vermesi aynca büyük bir önem taşımaktadır. Akademi, bir eğitim ve bilim kurumudur. Onun demokratik, sosyal ve siyasal planda Alevi toplumunun iradesini temsil edip sözcülük yapması, konumu gereği güçtür. Bu nedenle her ülkedeki merkezi Alevi örgütünün, Akademi'nin bu projesini desteklemesi ve arkasında durması zorunludur. GENÇLİĞİN EĞİTİMİ VE ENTEGRASYONUN KOLAYLAŞTIRILMASI Gençliğin her bakımdan sağlıklı bir biçimde gelişimi son derece büyük bir önem taşımaktadır. Bir toplumun kendi inançsal, kültürel, moral değerlerini geleceğe aktarması, her şeyden önce gençliğine sahip çıkması, onun başarılı olması için gereken çabayı göstermesine bağlıdır. Özlü bir deyişle "Gençliği olmayanın geleceği de olmaz." Yaşadığı ülkeıe entegre olmak, tutarlı, verimli iyi birer yurttaş olmak ana koşuldur. İyi yurttaş olmak, olumsuzluklar karşısında susmak ve seyirci kalmakta değil, tersine kötülüklere karşı çıkmak, iyi ve yararlı olan her şeyi koruyup geliştirmekle mümkündür. Esasen bu toplum, sahip olduğu inanç,düşünüş, yaşam tarzı bakımından, bulundukları ülkelerin insanlarına çabucak uyum sağlamaıa, kaynaşıp birlikte yaşamaya açık bir yapıya ve elverişli bir geleneğe sahiptir. İnsan'ı "Okunacak en büyük kitap" kabul edip, inanç ve felsefesinin merkezi, odak noktası yapan; "Yetmiş iki milleti aynı gözle gören" Alevilik, dilinden, din ve inancından, derisinin rengi veya ırkından dolayı herhangi bir kimseyi yadırgayabilir nıi? Bir milyondan fazla Alevi'nin yaşadığı Avrupa'da gençliğin son derece önemli ve büyük bir yekün oluşturduğu açık bir gerçektir. 9-25 yaş arası genç nüfusun, belirtilen sayının neredeyse yarısını oluşturduğu dikkate alınırsa, işin önemi daha bir belirginlik kazanır. Sahipsiz, başıbozuk, eğitimsiz bırakılan genç nüfusun karşı karşıya bulunduğu olumsuzluklar, beyaz zehir mafiıalarının gençliği kötü yolda kullanma çabaları, ayırımcı tutum ve uygulamaların yol açtığı karmaşık etki ve tepkiler de devreye girince, tehlikenin ne denli kapsamlı ve ürkütücü olduğu daha bir açıklıkla ortaya çıkar. Alevi gençliğin eğitimi, entegrasyon güçlüklerinin giderilmesi, olumlu yöne yöneltilmesi, Alevi toplumun yanı sıra yaşamakta olduğumuz ülkelerin de hiç kuşkusuz yararına olacaktır. Alevi gençliğin öncelikle genel eğitime, meslek edinmeye, bulunduğu ülkelerin dil ve kültürlerini iyi bir şekilde öğrenmeye yöneltilmesi başlıca amacımızdır. Ve bunun için Avrupa ülkelerinde gerekli imkân ve koşulların var olduğu, kolaylıkla sağlabileceği kanısındayız. Eğitim alanında bize düşen görevinse, gençliğinıize gereği gibi sahip çıkmak, kendi istek ve yetenekleri doğrultusunda gerekli eğitimi almasına yardımcı olmak, davranış bozukluklarına düşmemeleri için bilinçli çaba göstermek ve nihayet Aleviliğin evrensel değerleri, hoşgörü, serbest düşünme ve farlı yaklaşımlara karşı hazımlı davranma ilke ve kurallarına göre eğitilmelerini sağlamaktır. Açık Yüksek Öğretim Projesi'nin hayata geçirilmesiyle gençliğin eğitimi alanında da olumlu ve küçümsenmeyecek yararların sağlanacağını düşünmeteyiz. Alevilik'e ve Aleviler'e ilişkin genel ve bilgilendirici ders ve programların yanısıra, gençliği doğrudan ilgilendiren özgün programlara da mutlaka yer vermek istiyoruz. Bunlar Alevilik ile ilgili olabileceği gibi, gençliğin konumu, toplumsal ve kültürel durumları ile de bağlantılı konular olabilir. Önceliğin gençliğe verilmesi, son derece yaşamsal olduğu gibi, inanç ve kültürümüzün geleceğe taşınması, yaşama ve gelişme şansı bulması bakımından da büyük önem taşımaktadır. Gençlik Eğitim Programı: 1. Gençliğin toplumsal yapıdaki yeri ve işlevi. 2. Aleviliğin evrensel değerleri, gençlik ve günümüz dünyası. 3. Alevi gençlik ve dünya gençliği ile buluşmalı mı? 4. Yaşanılan ülkelerdeki gençlik kurum ve kuruluşlarından en iyi nasıl yararlanılabilir? 5. İyi bir eğitim, iyi bir gelecek! KISA SÜRELİ KİTLE EĞİTİMİ Aleviler, özellikle Türkiye'de yaşamakta olup, sayıca da en yüksek bir konuma sahip bulunan Aleviler; kendi inanç ve kültür sistemleri konusunda herhangi bir eğitimden geçmiş değiller. Bununla birlikte geçmişten gelen olumsuz tutum ve davranışların etkileri de henüz son bulmuş değil. Bunun herkesçe bilinen nedenleri var ve bunları burada tartışmanın yeri değil. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde yaşamakta olan Aleviler'in, bu yüzden kendileri, kendi kimlik ve değerleri konusunda yeteri kadar bilgi sahibi olduklarını söylemek güç. Doğaldır ki Aleviler, kendi inanç ve kültürlerini koruyup geliştirmek amacıyla gerekli önlemleri alacak, gereksinilen çalışmaları yapacaklar. Bu amaçla Akademi, kuruluşunun ilk aylarında aldığı bir kararla kitle eğitimi konusunda başarılı bir atılım gerçekleştirdi. 21 Mart (1998) Hz. Ali'nin Doğum Günü Nevruz'da Alevilik Okulları Etap-I ve Etap-II'yi kurdu. Bununla amaçlanan, Alevilik bilincini yükseltmek, toplumun çeşitli kesirnlerini, Alevilik konusunda aşama aşarna bilgilendirmekti. Etap-I, Curna günü öğleden sonra başlamak üzere, hafta sonu boyunca toplam 18-20 saatlık bir eğitirn süresini kapsar. Etap-II ise, yine bir hafta sonunu kapsarnakta ve yaklaşık 40 saat sürmektedir. 18-25, 26-35, 36 ve yukarısı olrnak üzere üç aın yaş grubuna girenlerden oluşan kümeler, belirtilen eğitimden yararlanmaktadır. Etap-I'de, katılımcılar Alevilik hakkında genel ve ternel bilgilere sahip olmalan hedeflenrniştir. Konuya olan ilgilerinin artrnası, daha ileri bir programı, örneğin Etap-II'yi izlerneye hazır hale gelrneleri istenir. Etap-II henüz uıgulamaya sokulrnuş değil; ancak Açık Yüksek Öğretim Projesi'nin sağlayacağı olanaklarla, bunun düşünüldüğünden daha verimli ve daha yaygın bir biçimde uıgulanabileceği kanısındayız. Bundan böyle, daha büyük grupların oluşturulması, daha çok insanın belirtilen eğitim hizmetinden yararlanması kolaylaşacaktır. Bugüne kadar, Akademi'nin görevlendirdiği uzrnan kişiler tarafından yapılan Etap eğitimleri, bu kez sınıf ve öğretrnen etkeni devreden çıkarılarak video-konferans ve yayın iletişirni yöntemiyle sürdürülecek, yapılacak sınavı başaranlara sertifikaları verilecektir. İzlene gelen kitle eğitim programı şöyledir: . İslam ve Alevilik Tarihi. Alevi Yol ve Erkânı. Alevi Edebiyatı. Entegrasyonun Sağlanması ve Kötü Alışkanlıklardan Korunma. Alevi Sorunu ve Çözümü.
Etap eğitimleri halkımızın, özellikle gençliğin büyük ilgisini çekti. Başlangıcından bugüne, yüzlerce insanıınız bu eğitirnlerden geçti. Geçen dönern bunların saıısı 500'ün üzerine çıkmışken, bu dönernde buna 220 civarında yeni isimler de eklendi. İngiltere'de 20 gün süren eğitirne 200'den fazla, Salzgitter'de ise hafta sonu eğitimine 16 kişi katıldı. Ne var ki bu son dönernde, toplurn başlangıçtaki heyecanını koruyamadı ve beklenen sayıya da ulaşılamadı. Bunu, eğitime duyulan ilginin azaldığının ya da eğitimin niteliğinde meydana gelebilecek bir düşüşün sonucu olarak yorumlaması doğru bir yaklaşım olmaz. Doğrusu, bunun temel nedenlerini son dönemlerde Alevi hareketinde karşılaşılan anlamsız tutum ve yönelimlerde aramak gerek. Herşeye rağmen bu eğitimlerin gelecekte de sürmesi, toplumumuz için son derece yararlı olacaktır. KADINLARA YÖNELİK EĞİTİM PROGRAMLARI Kadınlara yönelik çalışmaların yapılması bizim için hayati bir öneme sahiptir. Öğretimizin temel taşlarından biri olan kadın-erkek eşitliği anlayışımızın korunup güçlendirilmesi başlıca hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Birçok neden yüzünden, Alevi kadını inanç ve kültür sistemimizdeki konumuna ve kendisi için biçilen değere henüz ulaşmış değil. Alevi toplumunun bir bütün olarak bu yönde eğitilmesi, bu konunun çeşitli yönleriyle aydınlatılması, ana görevlerden biri olarak önümüzde durmaktadır. Açık Öğretim Projemizin gerçekleşme şansını yakalaması halinde bu işin oldukça kolaylaşağı kanısındayız. Kadın-erkek eşitliği ilkesi, bir çok neden yüzünden, olması gereken yerin bir hayli gerisindedir. Alevi inancına mensup kadın ve erkekler de tüm diğerleri gibi erkek-egemen bir toplumda yaşamakta, kadına ilişkin olumsuz tutum, düşünce ve davranışlardan etkilenmektedirler. Bu aykırılığın oluşmasında, ya da kadın-erkek eşitsizliğinin Alevi toplumunda hala varlığını sürdürüyor olmasında, bir yandan bu toplumun kendi değerlerini yeterince benimseyip yaşama geçirmemiş olması, diğer yandan da dünyanın ve özellikle de Ortodoks İslam'ın konuya ilişkin tutumu etkili olmuştur. Kadının Alevilik'deki yeri ve değeri çeşitli açılardan araştmlıp incelenecek, elde edilen ürünler, amaca uıgun ve verimli bir biçimde değerlendirmeye çalışmak gerekmektedir. Geliştirici Program: 1. Toplumda kadının yeri ve rolü. 2. Alevi tarihinde kadının oynadığı rol ve ünlü kadınlar. 3. Alevilikte kadın-erkek eşitliğinin inançsal ve düşünsel temelleri. 4. Günlük yaşamda kadını olumsuz gösteren yakıştırma ve aşağılamalar. 5. Alevi inanç ve ibadetinde kadının konumu ve yükümlülükleri YETKİNLEŞME VE YÖNETİCİ EĞİTİMİ 150'ye ıakın Alevi demek ve kurumlarının bulunduğu Avrupa ülkelerinde, Alevi toplumunun istenilen düzey ve verimlilikte işleri yürütebilecek çok sayıda nitelikli insana gereksinme duyulduğu açıktır. Bu alanda şimdiye kadar kayda değer bir çalışma yapılmadığı, kadro düzeyinde görev yapmakta olan kişilerin daha verimli ve başarılı olmaları için herhangi bir proje ve planın uygulanmadığı biliniyor. Bu eğitimin iki temel yönü var: 1. Birincisi kadro insanının, etkinlikte bulunduğu ülkenin kurum ve kuruluşlarını, idari yapısını, doğrudan ya da dolaylı ilşkide bulunacağı kurumların işlevleri ve onlarla nasıl ilişkide bulunulacağı vb. konularda yeterli bilgi ve enformasyona sahip olmasıdır. 2. İkincisi bir Alevi yöneticisinden beklenen kişiliğe, tutum ve davranışlara, gerekli bilgi donanımına sahip olması sağlanmalıdır. Bunun ilki, her Avrupa ülkesinin kendi özgül koşulları dikkate alınarak, bu konuda uzman olan kişilerin destek ve öncülüğünde gerçekleştirilebilir. Alevi yöneticinin bulunduğu ve görev yapmakta olduğu ülke ve yönetim diliminde, hangi kurum ve kuruluşlarla ilişki içinde olacağı, kimlerle veya hangi kurumlarla birlikte iş üreteceği, kısacası temsil ettiği kuruluşun konumunu ve işleyişini en iyi nasıl etkili ve verimli bir hale getireceğini bilmesi gerekir. Bu ise o ülkeyi, kurumlarını, işleyişini, yer ve konumlarını çok iyi bilmesiyle mümkündür. Yazılı ve yüzyüze ilişkilerin nasıl gerçekleştiği, projelerin nasıl yapıldığı ve burada hangi donnelerin yeralması gerektiği vb. daha bir çok konunun bilince çıkarılmasında, bilinçli bir işleyişin sağlanmasında sonsuz bir yarar bulunduğu ve bunun kaçınılmaz bir zorunluluk olduğu ortadadır. Bunun için Cuma gününden başlamak üzere en azından bir hafta sonu eğitiminin yapılması ciddi bir ihtiyaçtır. Alevi yöneticisi, Alevilik konusunda da belirli bir bilgi birikimine sahip olmalıdır. Alevilik tarihi, yol ve erkân, edebiyat, tasavvuf, Alevi sorununun çeşitli boyutları ve çözüm yolları vb. konularda söıyleyecek sözü olmayan bir kimsenin kadro düzeyinde iş ıapması, doğrusu büyük bir talihsizliktir. Bütün bu eksiklerin kısmen de olsa giderilebilmesi için 5 hafta-sonu sürecek bir eğitim etkinliğine ihtiyaç bulunduğu kanısındayız. Açık Yüksek Öğretim Projesi'nin belirtilen bu alanda da büyük yardımları beklenebilir. Faaliyette bulunulan ülkede varolan sosyal, eğitsel, kültürel yardım kuruluşları ve amaca uygun ilişkilerin geliştirilmesi(informasyon, projelendirme vb). Planlanan eğitim programı şöyledir: Ülke ve Çevredeki Kurumlarla İlişkiler Bakımından Kuruluşun Konumu. İslam ve Alevilik Tarihi. Alevi Yol ve Erkânı. Alevi Edebiyatı. Alevi Sorunu ve Çözümü.
KONFERANS, PANEL VE KONUŞMALAR: Bu tür etkinliklerin de eğitsel değerinin bir hayli fazla olduğu açık bir gerçektir. Derneklerimizin böylesi çalışmalar konusundaki yoğun istek ve önerileri de dikkate alınırsa, işin önemi açıkça ortaya çıkar. Kurulduğumuz günden beri onlarca konferans, panellere katılındı, gece ve şenliklerde çokça konuşma ve açıklamalar yapıldı. Bu etkinliklerde Akademi görevlileri, ağırlıkla Alevi Yol ve Erkânı, toplumumuzun içinde bulunduğu koşullar ve gereksinmeler, mücadelemizin üzerinde yoğunlaşması gereken güncel ve ivedi sorunlar vb. konularda gerekli bilgi ve mesajlar vermeye çalıştılar. Akademi'nin görüş, düşünce ve önerilerinin sıcak bir ilgiyle karşılanıp kabul gördüğü her defasında açıkça gözlendi, gözlenmektedir. Önceleri sadece aktüel konular üzerinde odaklaşmış olan bu tür etkinlikler, Akademi ile birlikte, inanç ve kültürümüze yöneltildi. Bu tutum, toplumumuz ve kuruluşlarımız nezdinde büyük bir değer gördü. 1999-200l döneminde; Duisburg(üç kez), Ludenscheid, Kopenhag (iki ıerde), Mainz, Stuttgart, Basel, Nijmegen, Salzgitter, Harburg, Hanover, Wiesloch (iki kez), Radolfzell, GW-Köln(iki gün), Basel(iki gün), Böblingen(iki kez), Karsini-Hamburg, Geislingen, Tübingen, Stockholm, Heilbron. ve daha başka yerlerde Alevilik'le ilgili seminer, panel, gece konuşmaları yapılmıştır. Bu etkinlikler sık sık yapılmakta ve Akademi de davet edilmekte. Zaman alıcı olmasına rağmen, bu tür etkinliklerde yer almanın Alevilik bilincinin gelişip güçlenmesine yaptığı katkılar dikkate alınarak, büyük önemi haiz olduğu unutulmamalıdır. Bunların yanı sıra bizzat Akademi'mizin düzenlediği panel ve toplantılar da olmuştur. 13.01.2001 tarihinde, Duisburg'da, Alevilik Dersleri konusunu içeren bir panel düzenlendi. Bu panele Türkiye'den Sayın Abidin Özgünay, Sayın Lütfü Kaleli de katıldılar. Başta AABF olmak üzere, tüm diğer Federasyonlarımızın temsilcilerinin de konuşmacı olarak davet edildikleri bu panele İsviçre, İngiltere, Hollanda, Danimarka Federasyonları görüşlerini açıkladılar. Aynca NRW eyaletinin siyasal parti ve kilise temsilcileri de hazır bulundular ve Aleviler'e destek ve dayanışmalarmı bildirdiler. 7-21 Eılül 2000 tarihleri arasında, Etap eğitimi yapmak üzere gidilen Londra'da, Türk Radiosu'nda, birer saatten üç kez olmak üzere, Alevi inanç ve edebiyatı, sorun ve problemleri konularını içeren söyleşiler yapıldı. Akademi'mizin başlatıp geliştirdiği Açık Yüksek Öğretim Projesi'nin, uygulamada nasıl bir seyir izleıeceği, projenin çeşitli yönleriyle tanıtımı, kimlerin hangi dersleri sunacağının ortaya konması amacıyla 08.12.2001'de Hollanda'nın Den Haag'da, 09.12.2001 tarihinde de Almanya'nın Wiesloch'daki genel merkezimizde olmak üzere geniş katılımlı birer panel düzenledi. Bu panellere, aşağıdaki konuşmacılar katıldılar ve belirtilen konulara ilişkin verecekleri derslerin birer özetini sundular: Prof. Dr. İzzettin Doğan, "Ulusal ve Uluslararası Hukuk Bakımından Alevi Sorunu" Prof. Dr. Cengiz Güleç, "Alevilik'te Kimlik, Kişilik ve Benlik Bilişimi" Prof. Dr. Mehmet Ali Kılıçbay, "Demokrasi, Laiklik, İnsan Hakları" Doç. Dr. Attila Erden, "Bir Yaşam Tarzı Olarak Alevilik" Av. Şakir Keçeli, "Aleviliğin Yazılı Kaynakları" Prof. Dr. Martin van Bruinessen(Hollanda) "Aleviler ve Entegrasyon Sorunsalı" . Dr. Raoul Motika (Almanya), "Alevilik Dersleri, Entegrasyon Sorunsalı" "Musa Eroğlu, Müzik Resitali", Gülistan, Hasan Ali İçlek, Müzik Orkestraları
CENAZE-DEFİN VE KUTSAL GÜNLERİ ANMA ERKÂNLARI: Özellikle NRW ve Baden Würtenberg eyaletlerindeki çeşitli derneklerimizden gelen öneriler üzerine, "Cenaze-defin, Kutsal Günlere İlişkin Erkânın Yerine Getirilmesi" amacıyla Bielefeld, Wiesloch ve Duisburg Alevi Dernekleri'mizde, birer hafta sonu olmak üzere üç kurs yapıldı. Çeşitli derneklerden toplam 100 kadar kadın ve erkek kursiyerlerin katıldıkları bu eğitim çalışmalan, büyük ilgi gördü ve bu alandaki gereksinmelerin karşılanması yönünde önemli katkılar sağladı. İzlenen Program ve ders verenlerin adları şöyle: Mehmet Yaman, "Cenaze-defin" Mustafa Düzgün, "Muharrem Matemi ve Erkânı", "Hz.Ali'nin Doğum Günü, Nevruz ve Erkânı" Ali Kılıç, "Hızır ve Hızır Orucu" Hasan Ali İçlek, "Hızır Orucu, Kivrelik-Sünnet Erkânları"
YAYIN ÇALIŞMALARI: Yayın çalışmaları, çeşitli nedenler yüzünden, olması gereken düzeyde ve gönlümüzce yürütülememiş olmakla birlikte, yine de bazı çalışmalar sonuçlanmış, bazıları da hazırlık düzeyinde beklemektedir. Gerçekleşenleri şöyle: 6-17 Nisan 2000 tarihleri arasında, "Kerbela ve Muharrem Matemi" ile ilgili olarak, Mustafa Düzgün ve Ali Kılıç imzalarıyla Hürriyet’de bir seri yazı yayınlandı. İlgi ile karşılanan bu Yazı serisi, kitapçık haline getirilerek Kurslar'da ve çeşitli toplantılarda dağıtıldı, isteyen demek ve kişilere de gönderildi. 1999-2001 Kurumlaşma ve Çalışma Programı" basılı hale getirilerek çeşitli kurum ve kişilere iletildi ve destek ve dayanışmaları istendi. Ali Kılıç, "Hızır ve Hızır Orucu", Mustafa Düzgün, "Hazret-i Ali'nin Doğum Günü ve Nevruz" adlı kitapçıklar yayınlanarak isteyen her kese gönderildi ve satışı yapıldı.
|